|
Söz söylemenin doğallığı çerçevesinde soluk alma ve duraklama yapılır. Soluksuz ve duraklamasız bir konuşma monoton olduğu kadar anlaşılabilme eksikliği de doğurur. Metinlerin her bölümü, her ibare kendi içinde bir anlam bütünlüğü taşır. bu anlam bütünlüklerinin açıkça birbirinden ayrılmaları ve birbirleriyle ilişkilendirilmeleri gerekir. Okuduğumuz metinlerde durak yerleri çeşitli noktalama işaretleriyle gösterilir. Anlam blokları “.”, “,”, “;”, “:”, “-”, “( )”, gibi işaretlerle gösterilirler. Bazı metinlerde noktalama işaretleri soluk alma ve duraklama için yeterli olabilir. ancak genellikle konuşma dili ile yazı dili arasında belirgin farklar vardır. Yazı dilindeki durakların konuşma dilinde aynen kullanılması anlaşılabilirliği zedeleyebileceği gibi pratik olarak da bu mümkün olamayabilir. Şu halde konuşma sırasında metin akışına göre duraklar oluşturmak zorundayız. Bu duraklar a) Çok kısa olabilir. Yapılan sadece duraklamadır. Soluk almıyorsunuz, çok kısa duraklıyorsunuz. “Sorun var, ama çözüm de var.” cümlesinde virgül işaretinden sonra duraklama yapılması gerekir. Ama bu duraklama o kadar kısadır ki nefes almaya imkan tanımaz. b)Biraz uzunca olabilir. Bu duraklamalarda soluma yapılmaktadır. Örneğin: “Biz kendimizi başarılı olmaya, engellerimizi aşmaya adadık. Tüm gücümüzle büyük geleceğimiz için çalışmaya devam edeceğiz.” Burada iki cümle arasındaki durak biraz uzunca olan ve soluk alınan duraktır. c)Soluma mümkün olduğu kadar gürültüsüz olmalıdır. Eğer nefesinizi tüketirseniz ani ve gürültülü solumak zorunda kalırsınız. Özellikle mikrofon karşısında konuştuğunuzda solumanızın tüm gürültüsü dinleyiciler tarafından algılanır. Soluma gürültüsü dinleyicilerinizi rahatsız eder, konuşmanızı sevimsizleştirir. Solumanın gürültüsüz olmasını sağlamak için gerekli her imkanı kullanarak mümkün olduğu kadar sık ve küçük hacimli solumalar yapmamız gerekir. İki önemli terimi iyi anlamalıyız: Durak: Sadece durduğumuz, soluma yapmadığımız kısa aralardır. Durak ve Soluk: Hem durduğumuz hem de soluduğumuz biraz daha uzunca olan bir aradır. Aşağıda konuşma esnasında yapacağımız soluk noktalamalarına ilişkin kuralları veriyoruz: 22 1. Durak ve soluğun mutlaka gerekli olduğu durumlar: a)Her paragraf arasında, bölüm başlarında sonlarında, bölümler arasında. b)Tırnak içinde yazılan başkasına ait olan sözlerden önce ve sonra Örnek: “Bana geldi, ---- “kendimi çalışmaya adadım.”---- dedi. c)Herhangi bir sorudan sonra veya cevaptan sonra Örnek: Niçin daha çok çalışmayalım?---- İstersek bunu başarabileceğimizi biliyoruz. Örnek: Çocuk zeki miydi dersiniz?---- Evet çocuk zekiydi.----Bunu biliyoruz. 2.Durak ve soluğun şart olmadığı ancak mümkün olduğu durumlar: a) Çok kısa olmayan cümlelerin noktalarında: İnsanlar heyecanla koşuşturuyorlardı.-- Bir yardımcı arıyorlardı. b) : ve ; işaretlerinden sonra Örnek: İki tür tembellik vardır:-- Bedensel tembellik ve zihinsel tembellik. Örnek: Orada hayvanları görüyordum;-- kuşlar uçuyordu, tavşanlar zıplıyordu, çekirgeler ötüyordu. c)İki kısa cümle “ve” ile bağlanırsa, “ve” den önce. Örnek: Bütün gücüyle direnerek ayağa kalkmaya çalıştı --ve sonunda ayağa kalkıp yürümeyi başardı. d)Cümle başında geçen bütün yön kelimelerinden sonra “esasen, evvela, bana göre, o halde, çünkü, dolaysıyla, birinci olarak...” Aslında, --ben de böyle güzel tablolar çizebilirdim. O halde,-- neden üzerinize düşeni yapmıyorsunuz? 3.Aşağıdaki durumlarda sadece durak noktalaması yapılmalıdır. Soluk alınmaz. a) Cümle uzunsa özneden sonra Örnek:Okulumuz--güneşli günlerde üzerinde yürümekten zevk duyacağınız geniş bir yolun öteki ucunda bulunuyor. b)Tekrarlanan şeylerin ilkinden önce Örnek:Yıldızların-- Ay'ın, Güneş'in hep aynı mesajı verdiğini görüyorum. c)Zıtlıkları ayırmak için Örnek:Okuduğu roman değil-- hikaye kitabı. d)Parantez veya iki virgül arasından önce ve sonra Örnek: Bana gelip, --güya üzüldüğünü hissettirerek,-- özür diledi. Elleriyle tanımaya çalışırken-- (gözleri görmüyor)-- bunun bir vazo olduğunu anladı. 4)Aşağıdaki durumlarda sadece durak noktalaması yapılması mümkündür. 23 a)aynı anlamı taşıyan art arda kelimeleri birbirinden ayırmak için b)Bir kelimeyi diğerinden ayırmakta yarar varsa ALIŞTIRMA: DURAK 1. Aşağıdaki metinde durak noktaları ¤ işaretiyle, durak ve soluma noktaları da ¤ ¤ ¤ işaretiyle gösterilmiştir. Bu işaretleri dikkate almak suretiyle metni okuyun. DÜNYA-İNSAN KOVALAMACASI Dünya, ¤ bazen insanları hayattan bıktırır, ¤ derin ıstıraplara boğar. ¤ ¤ ¤ Yaşamaya küsmüş bir yığın insan vardır çevremizde. ¤ ¤ ¤ Yüzleri soluktur onların. ¤ Gülemezler. ¤ ¤ ¤ Kötü görünmemek için ¤ çevrelerine yansıttıkları “gülümseyişlerinin” altında¤ (nefesiniz yetmezse¤ ¤ ¤ ) gözlerinden acı ıstıraplar dökülür. ¤ ¤ ¤ Ve dertleri kendi içlerindedir. ¤ ¤ ¤ Dış yüzlerinin durağanlığının aksine¤ iç dünyaları kar ve çamur yığıntıları arasında eziktir; ¤ ¤ bitmek bilmez fırtınalarla savrulurlar, ¤ anaforlarla döner dururlar. ¤ ¤ ¤ Dünyaya uzattıkları elleri koparılmıştır. ¤ ¤ ¤ Ruhlarının dağlar altında ezilmişliğini görmeye dayanamazsınız . ¤ ¤ ¤ Suphanallah... ¤ İnsan¤ kendi elleriyle yüklendiği bu kadar ağırlıkları çekebilecek kadar¤ dayanıklı mı yaratılmış?.. ¤ ¤ ¤ Geçenlerde İnebolu’nun fedakar insanlarından muhterem Rasim Sürav’ın huzur verici öğütlerini dinledim. ¤ ¤ ¤ Büyük bir insandan ¤ güzel bir söz nakletti: ¤ ¤ ¤ “Dünyanın peşinden gitmedim. ¤ Dünya benim peşimden geldi.” ¤ ¤ ¤ Dünya, ¤ peşinden koşmayanların peşinden koşarmış; ¤ (nefesiniz yetmezse¤ ¤ ¤ ) peşinden koşanları da süründürürmüş ardından. ¤ ¤ ¤ Şu dünyaya ve hayata küsen insanlar¤ farkında olmadan “dünya” ve “dünyalıklar” peşinde koşan insanlar olmasın... ¤ ¤ ¤ Dünyayı elde edemeyenler¤ ellerinden gelse¤ dünyayı bir kaşık suda boğmak isterler. ¤ ¤ ¤ Halbuki ¤ ancak başkalarına değil ¤ Yaratıcına kul olana esir olur dünya. ¤ Dünyaya kul olanı da¤ esir gibi kullanır, ¤ ezer. ¤ Ne güzel söylemiş peygamber(asm): ¤ ¤ ¤ “Sen dünyada sanki garip imişsin¤ veya yolcu imişsin gibi bir halde bulun.” ¤ ¤ ¤ Şu dünyanın çirkin yüzü¤ kalplerden sökülüp atılabilseydi. ¤ ¤ ¤ Mecnun, ¤ kapalı gözlerle ¤ Leyla’nın peşinden koşmayı bırakabilseydi. ¤ ¤ ¤ Gerçekte¤ sevilmeye layık olanlar¤ kalplerinin bir yarısını önce ¤ yaratıcılarına feda edenlerdir. ¤ ¤ ¤ Sevilmeye layık olabilenin sevgisini kazanmak için¤ çırpınır dünya. ¤ ¤ ¤ Dünyayı terk eden böyle bir sevgilinin ardından da ¤ gözyaşı döker, ¤ suskunlaşır, ¤ garipleşir. Garip olduğunu bilen yolcunun kalbi ¤ ebedi mekanına doğru ilerler. ¤ ¤ ¤ O zaman ¤ Jordan’ın dediği gibi¤ ¤ ¤ “Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için¤ dünya bir yana çekilir.” ¤ ¤ ¤ Ya yaşamaya küsmüş, ¤ gülemeyen¤ soluk yüzlü insanlar... ¤ ¤ ¤ İnleyişleri acı verici. ¤ ¤ ¤ Gönülleriyle¤ garip bir yolcu olmayı kabullenmeyişlerine karşılık¤ zorla, ¤ işkenceyle garipleştiriliyorlar. ¤ ¤ ¤ Bu zamanda¤ dünyanın peşinden gitmemek zor. ¤ ¤ ¤ “İnsan ruhundan dünyaya açılan menfezler” ¤ çok büyük. ¤ ¤ ¤ Akıntısına kapınılan sel, ¤ topyekün “dünyeviliğe” taşıyor insanları. ¤ ¤ ¤ Çare yine insanlarda gizli. ¤ ¤ ¤ “Dünyanın peşinde gitmedim. ¤ ¤ ¤ Dünya benim peşimden geldi.” ¤ Sözünde gizli. ¤ ¤ ¤ Dünyanın peşinden gitmek¤ kalbin önce dünyaya¤ ve içindekilere çevrilmesidir. ¤ ¤ ¤ Dünyanın peşinden gitmemek¤ ya da dünyadan kaçmak sözüyle¤ (nefesiniz yetmezse¤ ¤ ¤ ) “dağdaki bir mağaraya sığınıp yaşamayı” ¤ kastetmiyoruz. ¤ ¤ ¤ Mağara da dünyadandır. ¤ ¤ ¤ 24 Dünyanın çirkinliklerinden kaçan, ¤ tüm ruhuyla Yaratıcısına açılan¤ ve O’na sığınan kimsedir. ¤ ¤ ¤ Allah’ı seven¤ elbette dünya ve içindekileri de sever. ¤ ¤ ¤ Çünkü ¤ Allah’ın sevgisine kavuşan ¤ dünyanın da sevgilisi olur. ¤ ¤ ¤ Böylesi zor mu geliyor? ¤ ¤ ¤ Gülemeyen, ¤ hayata küsmüş, ¤ soluk yüzlü bir insan olmak, ¤ (nefesiniz yetmezse ¤ ¤ ¤ ) ruhları dağlar altında ezmek, ¤ kalpleri ihanetlere açmak¤ daha mı kolay? ¤ ¤ ¤ Biz nedense¤ yas tutmasını seven bir milletiz. ¤ ¤ ¤ Çoğu zaman¤ ikincisini seçiyoruz. ¤ ¤ ¤ Muhammed Bozdağ (eski bir denemeden alıntı) 2.Benzeri okumaları bulabildiğiniz herhangi bir metinde sık sık uygulayınız. Önce durak ve soluk noktalarını tespit çalışması yapınız. Bu noktaları fark ettikçe uygulama yaparak yeteneğinizi geliştiriniz. Ulama Diksiyonun özelliklerinden biri de “ulama”dır. Genel olarak tanımlarsak bir kelimenin sonundaki sessiz harfin ardından gelen kelimenin sesli harfle birleştirilerek seslendirilmesine ulama diyoruz. Ulama söz akışına pürüzsüzlük ve tatlılık verir. Uygun ulama ile yapılan konuşmalarda veya seslendirmelerde ses bir nehrin akışı gibi sakin ve düzenli olarak ilerler. Türkçe’de yer alan ulama özelliklerini aşağıda anlatalım: 1.Sessiz harfle biten bir kelimenin son harfi sesli harfle başlayan yanındaki kelimenin ilk harfiyle birleşir. Yazıda Konuşmada Ak--şam-- ol--du. Ak--şa--mol--du. E--lim--den-- al--dı. E--lim-de--nal--dı. 2. Orijinal yapılarında “b,c,d,g” harfleriyle biten kelimeler vardır. Bunlar yalın kaldıklarında “p, ç, t, k”ya dönüşürler. Yazı dilinde sonlarına ek aldıklarında yumuşak konumlarına dönerler. Örneğin Arapça orijiniyle “kitab” Türkçe’de “kitap” şeklinde yazılır. Ancak yayına ek aldığında “kitabım” örneğinde olduğu gibi “p”, “b”ye dönüşür. Konuşma dilinde ise ulama bu kurala paralel olarak aynı kelimeyi bir sonraki kelime ile ilişkilendirir. Yazı dilinde sert olan harf ulama ile yumuşar. (Orijinali) Yazı Dilinde İfadesi Konuşma Dilinde İfadesi (Mahmud) Mah--mut ev--len--di. Mah-mu--dev--len--di. (Mes’ud) Mes--ut ol--du. Me--su-dol-du. (Kitab) Ki--tap al--dı. Ki--ta--bal--dı. 3.Türkçe’de kelime sonundaki “k” ünsüzünü, “h” ünsüzü ile başlayan bir kelimenin izlemesi durumunda “h” ünsüzü düşer. İki kelime birbirine bağlanır. Yazı Dilinde Konuşma dilinde Ye--mek ha--ne Ye--me--ka--ne E--rik ho--şa--fı E--ri--ko--şa--fı 4.Eğer kelimeler arasında durak olursa, kurala uygun olsa da ulama yapılmaz. Yazı Dilinde Konuşma dilinde İstiyorum, onu göreceğim İstiyorum, onu göreceğim Koşuştururken, okulu unuttu Koşuştururken, okulu unuttu. 5:Bazı durumlarda İki ayrı kelimenin tek heceli olan ilkinde bir ünlü düşer ve iki kelime birleşir. 25 Yazı Dilinde Konuşma dilinde Ne i--çin Ni-çin Ne a--sıl Na-sıl Ne ol--du Nol-du ALIŞTIRMA: ULAMA 1.Aşağıdaki şiirde ulama noktaları altları çizilmek suretiyle gösterilmiştir. Önce bu işaretlerin hangi ulama kuralından kaynaklandığı üzerinde çalışınız. Ardından bu işaretlere dikkat ederek metni gerekli ulamaları yaparak okuyunuz. DARACIK MENZİLİMDE BİR AĞACIM VARDI 1) Daracık bir menzil burası, Bir avuç kadar dar Ağaç ol, konuşurum, duy beni yeter Ayrı dünyamızda olsun, duyarım seni Yürek olsun sende, sevgi olsun Olsun, yeşillik yeşersin yerinde Sen şen ol ağacım, tüm dünya kadar 2) El pençeyim, mahzunum bugün Bekleşen ruhlarımızda dolaşan asırların Rüzgarında Dans ederken engin eğlencelerinde sen Mahsunum, dostsuzum, yalnızım Evladım bile unuttu beni, dağlarım unuttu Kokularını paylaştığım çiçekler şimdi Ve varlığımı paylaştığım fani “sevdiğim” Şimdi senin göğsünde şenliği hayatın Bağrındaki kuşlardan biri de ben değilim 3) Benim selvimi özlüyorum şimdi Başımı okşayan bir şefkat eli vardı Dünyayı görürken gözlerim Göğsünün sıcaklığında kaybettiğim Şimdi başım senin kollarında selvim Senin dallarında ellerim 4) Saçlar yemyeşil de olurmuş Çiçeğe dönermiş dudaklar Emanet bedenimi özlüyorum şimdi Bahçendeki çiçeklerde kendimi arıyorum Yaprak yaprak inleyişlerini duyuyorum Bir zikir günü ki bugün gecemi kaplar Fani ağacım başucumda, sevdiğim ağacım Bugünkü günüm bir gün senin de gecene dolar Sendeki emaneti de teslim alır toprağın 5) Bir gün seninle de kavuşacağız Kana yaprak kemiğe odun Bedenimiz eriyip gitmiş olacak İkimizin ağacı doğacak yeniden Çürümezse benim bir mezar başlığım Senden bir kaç odun parçası Ve benden bir kaç kemik kalacak Ve eğer senin de bir ruhun olursa Bahçemiz ikimizin olacak 6) Şimdi Baki’yi özlüyoruz birlikte Fenadan bekaya seyahatin hayalleri Bu bir avuç, bu daracık menzilde Tek tesellimiz bizim şimdi Muhammed Bozdağ 2. Aşağıdaki metinde ulama noktalarını tespit ederek çiziniz. Ardından ulamalara dikkat ederek okuyunuz: KALIPLAR İnsanlar kendilerine kişilikleri için çizdikleri zihinsel kalıpların dışına çıkamazlar. Bizler çözümü defalarca duyduğumuz halde kendimizi oturttuğumuz dar çerçeveden çıkış için gayret göstermeyen garip insanlarız. Hayatın bazı insanlara “tesadüfen başarma, yükselme, zengin olma vs.” Şansı tanıdığını zannedenimiz çoktur. Bir çoğumuz müzisyenlerin, yazarların, şairlerin, para babalarının bu işi anne karnında kendilerine verilen kabiliyetlerle gerçekleştirdiklerini sanırız. Bu inanca göre bazılarının ne maharetli anneleri varmış. Bu yanlış zanları kabul etmeyen bir çok insan bile farkında olmadan aynı kalıplarla kendisini kilitlemiştir. En meşhur zenginlerin bir zamanlar simit sattıklarını, ayakkabı boyacılığı bile yaptıklarını öğrenince şaşırırız. Bir çok yazarın vaktiyle kalemi bile tutamamalarına inanamayız. Neden bazı insanlar bazıları arasında sıyrılıverir veya “sivriliverirler.” 26 Adaletli ve şefkatli Yaratıcı, Normal şartlar altında doğan her insanı her türlü başarıya ulaşabilmelerine imkan tanıyan bir potansiyelle dünyaya göndermiştir. Ancak dünyaya geldikten sonra sınırlılıklar başlatılır. Anne-babası veya çevresi tarafından aşağılanan bir çocuk etrafında kalıplar başlamıştır. Daha sonra insan “var olduğunu” hissettirmek amacıyla çırpınmaya başlar. Bakkaldan getirilen bir ekmek, ilk karne notları, takdim edilen bir çiçek, içinde bu amacı gizli tutar. Oysa bazı insanlar “bu olmamış”, “sen bunu başaramazsın” demekten çekinmezler. Bizler de çoğu zaman sözleriyle cinayet işleyen, kabiliyetleri körelten; başarısızlık, çekingenlik, korkaklık imajı oluşturan insanlardanız ne yazık ki... Yas tutmayı sevdiğimiz kadar, eleştirmeyi, olumsuzlukları ileri sürerek karanlık bir zihinsel tablo oluşturmayı seviyoruz. Merhum Z. Gündüzalp’in “İnsan ne düşünüyorsa odur.” Dediğini çok duyduk. Anthony Robbins Sınırsız Güç kitabında insanların hayal kurarken ve düşünürken kullandıkları “olumsuzluk” imajlarını en kötü engel olarak görür. Her büyük başarı bazen yüzlerce başarısızlığın arkasında parıldar. Oysa eski bir Rus imparatoru “Yenile yenile yenmeyi öğrendiğini “ söyler. İnsan her teşebbüsünde hedefine ulaşamadığında bunu başarısızlık olarak görürse bulunduğu noktada çakılır.
|