Anasayfa arrow Izmir Canteen arrow Güzel ve Etkili Konuşma 4
Güzel ve Etkili Konuşma 4 PDF Yazdır e-Posta
Yazan Administrator   
Cuma, 16 Mayıs 2008

 

Söz söylemenin doğallığı çerçevesinde soluk alma ve duraklama yapılır. Soluksuz ve duraklamasız bir konuşma

monoton olduğu kadar anlaşılabilme eksikliği de doğurur. Metinlerin her bölümü, her ibare kendi içinde bir anlam

bütünlüğü taşır. bu anlam bütünlüklerinin açıkça birbirinden ayrılmaları ve birbirleriyle ilişkilendirilmeleri gerekir.

Okuduğumuz metinlerde durak yerleri çeşitli noktalama işaretleriyle gösterilir. Anlam blokları “.”, “,”, “;”, “:”, “-”, “( )”,

gibi işaretlerle gösterilirler. Bazı metinlerde noktalama işaretleri soluk alma ve duraklama için yeterli olabilir. ancak

genellikle konuşma dili ile yazı dili arasında belirgin farklar vardır. Yazı dilindeki durakların konuşma dilinde aynen

kullanılması anlaşılabilirliği zedeleyebileceği gibi pratik olarak da bu mümkün olamayabilir. Şu halde konuşma

sırasında metin akışına göre duraklar oluşturmak zorundayız. Bu duraklar

a) Çok kısa olabilir. Yapılan sadece duraklamadır. Soluk almıyorsunuz, çok kısa duraklıyorsunuz. “Sorun var, ama

çözüm de var.” cümlesinde virgül işaretinden sonra duraklama yapılması gerekir. Ama bu duraklama o kadar kısadır

ki nefes almaya imkan tanımaz.

b)Biraz uzunca olabilir. Bu duraklamalarda soluma yapılmaktadır. Örneğin: “Biz kendimizi başarılı olmaya,

engellerimizi aşmaya adadık. Tüm gücümüzle büyük geleceğimiz için çalışmaya devam edeceğiz.” Burada iki cümle

arasındaki durak biraz uzunca olan ve soluk alınan duraktır.

c)Soluma mümkün olduğu kadar gürültüsüz olmalıdır. Eğer nefesinizi tüketirseniz ani ve gürültülü solumak zorunda

kalırsınız. Özellikle mikrofon karşısında konuştuğunuzda solumanızın tüm gürültüsü dinleyiciler tarafından algılanır.

Soluma gürültüsü dinleyicilerinizi rahatsız eder, konuşmanızı sevimsizleştirir. Solumanın gürültüsüz olmasını

sağlamak için gerekli her imkanı kullanarak mümkün olduğu kadar sık ve küçük hacimli solumalar yapmamız gerekir.

İki önemli terimi iyi anlamalıyız:

Durak: Sadece durduğumuz, soluma yapmadığımız kısa aralardır.

Durak ve Soluk: Hem durduğumuz hem de soluduğumuz biraz daha uzunca olan bir aradır.

Aşağıda konuşma esnasında yapacağımız soluk noktalamalarına ilişkin kuralları veriyoruz:   22

1. Durak ve soluğun mutlaka gerekli olduğu durumlar:

a)Her paragraf arasında, bölüm başlarında sonlarında, bölümler arasında. 

b)Tırnak içinde yazılan başkasına ait olan sözlerden önce ve sonra

Örnek: “Bana geldi, ---- “kendimi çalışmaya adadım.”---- dedi.

c)Herhangi bir sorudan sonra veya cevaptan sonra

Örnek: Niçin daha çok çalışmayalım?---- İstersek bunu başarabileceğimizi biliyoruz.

Örnek: Çocuk zeki miydi dersiniz?---- Evet çocuk zekiydi.----Bunu biliyoruz.

2.Durak ve soluğun şart olmadığı ancak mümkün olduğu durumlar:

a) Çok kısa olmayan cümlelerin noktalarında:

İnsanlar heyecanla koşuşturuyorlardı.-- Bir yardımcı arıyorlardı.

b) : ve ; işaretlerinden sonra

Örnek: İki tür tembellik vardır:-- Bedensel tembellik ve zihinsel tembellik.

Örnek: Orada hayvanları görüyordum;-- kuşlar uçuyordu, tavşanlar zıplıyordu, çekirgeler ötüyordu.

c)İki kısa cümle “ve” ile bağlanırsa, “ve” den önce.

Örnek: Bütün gücüyle direnerek ayağa kalkmaya çalıştı --ve sonunda ayağa kalkıp yürümeyi başardı.

d)Cümle başında geçen bütün yön kelimelerinden sonra

“esasen, evvela, bana göre, o halde, çünkü, dolaysıyla, birinci olarak...”

Aslında, --ben de böyle güzel tablolar çizebilirdim.

O halde,-- neden üzerinize düşeni yapmıyorsunuz?

3.Aşağıdaki durumlarda sadece durak noktalaması yapılmalıdır. Soluk alınmaz.

a) Cümle uzunsa özneden sonra

Örnek:Okulumuz--güneşli günlerde üzerinde yürümekten zevk duyacağınız geniş bir yolun öteki ucunda bulunuyor.

b)Tekrarlanan şeylerin ilkinden önce

Örnek:Yıldızların-- Ay'ın, Güneş'in hep aynı mesajı verdiğini görüyorum.

c)Zıtlıkları ayırmak için

Örnek:Okuduğu roman değil-- hikaye kitabı.

d)Parantez veya iki virgül arasından önce ve sonra

Örnek: Bana gelip, --güya üzüldüğünü hissettirerek,-- özür diledi.

Elleriyle tanımaya çalışırken-- (gözleri görmüyor)-- bunun bir vazo olduğunu anladı.

4)Aşağıdaki durumlarda sadece durak noktalaması yapılması mümkündür.   23

a)aynı anlamı taşıyan art arda kelimeleri birbirinden ayırmak için

b)Bir kelimeyi diğerinden ayırmakta yarar varsa

ALIŞTIRMA: DURAK

1. Aşağıdaki metinde durak noktaları ¤ işaretiyle, durak ve soluma noktaları da ¤ ¤ ¤ işaretiyle gösterilmiştir. Bu

işaretleri dikkate almak suretiyle metni okuyun.

DÜNYA-İNSAN KOVALAMACASI

Dünya, ¤ bazen insanları hayattan bıktırır, ¤ derin ıstıraplara boğar. ¤ ¤ ¤ Yaşamaya küsmüş bir yığın

insan vardır çevremizde. ¤ ¤ ¤ 

Yüzleri soluktur onların. ¤ Gülemezler. ¤ ¤ ¤ Kötü görünmemek için ¤ çevrelerine yansıttıkları

“gülümseyişlerinin” altında¤ (nefesiniz yetmezse¤ ¤ ¤ ) gözlerinden acı ıstıraplar dökülür. ¤ ¤ ¤ Ve

dertleri kendi içlerindedir. ¤ ¤ ¤ Dış yüzlerinin durağanlığının aksine¤ iç dünyaları kar ve çamur yığıntıları

arasında eziktir; ¤ ¤ bitmek bilmez fırtınalarla savrulurlar, ¤ anaforlarla döner dururlar. ¤ ¤ ¤ 

Dünyaya uzattıkları elleri koparılmıştır. ¤ ¤ ¤ Ruhlarının dağlar altında ezilmişliğini görmeye

dayanamazsınız . ¤ ¤ ¤ 

Suphanallah... ¤ İnsan¤ kendi elleriyle yüklendiği bu kadar ağırlıkları çekebilecek kadar¤ dayanıklı mı

yaratılmış?.. ¤ ¤ ¤ 

Geçenlerde İnebolu’nun fedakar insanlarından muhterem Rasim Sürav’ın huzur verici öğütlerini dinledim. ¤

¤ ¤ Büyük bir insandan ¤ güzel bir söz nakletti: ¤ ¤ ¤ “Dünyanın peşinden gitmedim. ¤ Dünya benim

peşimden geldi.” ¤ ¤ ¤ 

Dünya, ¤ peşinden koşmayanların peşinden koşarmış; ¤ (nefesiniz yetmezse¤ ¤ ¤ ) peşinden koşanları

da süründürürmüş ardından. ¤ ¤ ¤ Şu dünyaya ve hayata küsen insanlar¤ farkında olmadan “dünya” ve

“dünyalıklar” peşinde koşan insanlar olmasın... ¤ ¤ ¤ 

Dünyayı elde edemeyenler¤ ellerinden gelse¤ dünyayı bir kaşık suda boğmak isterler. ¤ ¤ ¤ Halbuki ¤

ancak başkalarına değil ¤ Yaratıcına kul olana esir olur dünya. ¤ Dünyaya kul olanı da¤ esir gibi kullanır,

¤ ezer. ¤ 

Ne güzel söylemiş peygamber(asm): ¤ ¤ ¤ “Sen dünyada sanki garip imişsin¤ veya yolcu imişsin gibi bir

halde bulun.” ¤ ¤ ¤ Şu dünyanın çirkin yüzü¤ kalplerden sökülüp atılabilseydi. ¤ ¤ ¤ Mecnun, ¤ kapalı

gözlerle ¤ Leyla’nın peşinden koşmayı bırakabilseydi. ¤ ¤ ¤ Gerçekte¤ sevilmeye layık olanlar¤

kalplerinin bir yarısını önce ¤ yaratıcılarına feda edenlerdir. ¤ ¤ ¤ Sevilmeye layık olabilenin sevgisini

kazanmak için¤ çırpınır dünya. ¤ ¤ ¤ Dünyayı terk eden böyle bir sevgilinin ardından da ¤ gözyaşı

döker, ¤ suskunlaşır, ¤ garipleşir.

Garip olduğunu bilen yolcunun kalbi ¤ ebedi mekanına doğru ilerler. ¤ ¤ ¤ O zaman ¤ Jordan’ın dediği

gibi¤ ¤ ¤ “Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için¤ dünya bir yana çekilir.” ¤ ¤ ¤ 

Ya yaşamaya küsmüş, ¤ gülemeyen¤ soluk yüzlü insanlar... ¤ ¤ ¤ İnleyişleri acı verici. ¤ ¤ ¤

Gönülleriyle¤ garip bir yolcu olmayı kabullenmeyişlerine karşılık¤ zorla, ¤ işkenceyle garipleştiriliyorlar.

¤ ¤ ¤ 

Bu zamanda¤ dünyanın peşinden gitmemek zor. ¤ ¤ ¤ “İnsan ruhundan dünyaya açılan menfezler” ¤

çok büyük. ¤ ¤ ¤ Akıntısına kapınılan sel, ¤ topyekün “dünyeviliğe” taşıyor insanları. ¤ ¤ ¤ 

Çare yine insanlarda gizli. ¤ ¤ ¤ “Dünyanın peşinde gitmedim. ¤ ¤ ¤ Dünya benim peşimden geldi.” ¤

Sözünde gizli. ¤ ¤ ¤ Dünyanın peşinden gitmek¤ kalbin önce dünyaya¤ ve içindekilere çevrilmesidir. ¤

¤ ¤ Dünyanın peşinden gitmemek¤ ya da dünyadan kaçmak sözüyle¤ (nefesiniz yetmezse¤ ¤ ¤ )

“dağdaki bir mağaraya sığınıp yaşamayı” ¤ kastetmiyoruz. ¤ ¤ ¤ Mağara da dünyadandır. ¤ ¤ ¤    24

Dünyanın çirkinliklerinden kaçan, ¤ tüm ruhuyla Yaratıcısına açılan¤ ve O’na sığınan kimsedir. ¤ ¤ ¤

Allah’ı seven¤ elbette dünya ve içindekileri de sever. ¤ ¤ ¤ Çünkü ¤ Allah’ın sevgisine kavuşan ¤

dünyanın da sevgilisi olur. ¤ ¤ ¤ 

Böylesi zor mu geliyor? ¤ ¤ ¤ Gülemeyen, ¤ hayata küsmüş, ¤ soluk yüzlü bir insan olmak, ¤ (nefesiniz

yetmezse ¤ ¤ ¤ ) ruhları dağlar altında ezmek, ¤ kalpleri ihanetlere açmak¤ daha mı kolay? ¤ ¤ ¤ Biz

nedense¤ yas tutmasını seven bir milletiz. ¤ ¤ ¤ Çoğu zaman¤ ikincisini seçiyoruz. ¤ ¤ ¤ Muhammed

Bozdağ (eski bir denemeden alıntı)

2.Benzeri okumaları bulabildiğiniz herhangi bir metinde sık sık uygulayınız. Önce durak ve soluk noktalarını tespit

çalışması yapınız. Bu noktaları fark ettikçe uygulama yaparak yeteneğinizi geliştiriniz.

Ulama

Diksiyonun özelliklerinden biri de “ulama”dır. Genel olarak tanımlarsak bir kelimenin sonundaki sessiz harfin

ardından gelen kelimenin sesli harfle birleştirilerek seslendirilmesine ulama diyoruz. Ulama söz akışına pürüzsüzlük

ve tatlılık verir. Uygun ulama ile yapılan konuşmalarda veya seslendirmelerde ses bir nehrin akışı gibi sakin ve

düzenli olarak ilerler. Türkçe’de yer alan ulama özelliklerini aşağıda anlatalım:

1.Sessiz harfle biten bir kelimenin son harfi sesli harfle başlayan yanındaki kelimenin ilk harfiyle birleşir.

Yazıda  Konuşmada

Ak--şam-- ol--du.  Ak--şa--mol--du.

E--lim--den-- al--dı.  E--lim-de--nal--dı.

 

2. Orijinal yapılarında “b,c,d,g” harfleriyle biten kelimeler vardır. Bunlar yalın kaldıklarında “p, ç, t, k”ya dönüşürler.

Yazı dilinde sonlarına ek aldıklarında yumuşak konumlarına dönerler. Örneğin Arapça orijiniyle “kitab” Türkçe’de

“kitap” şeklinde yazılır. Ancak yayına ek aldığında “kitabım” örneğinde olduğu gibi “p”, “b”ye dönüşür. Konuşma

dilinde ise ulama bu kurala paralel olarak aynı kelimeyi bir sonraki kelime ile ilişkilendirir. Yazı dilinde sert olan harf

ulama ile yumuşar. 

(Orijinali) Yazı Dilinde İfadesi   Konuşma Dilinde İfadesi

(Mahmud) Mah--mut ev--len--di.  Mah-mu--dev--len--di.

(Mes’ud) Mes--ut ol--du.  Me--su-dol-du.

(Kitab) Ki--tap al--dı.  Ki--ta--bal--dı.

3.Türkçe’de kelime sonundaki “k” ünsüzünü, “h” ünsüzü ile başlayan bir kelimenin izlemesi durumunda “h” ünsüzü

düşer. İki kelime birbirine bağlanır.

Yazı Dilinde  Konuşma dilinde

Ye--mek ha--ne  Ye--me--ka--ne

E--rik ho--şa--fı  E--ri--ko--şa--fı

4.Eğer kelimeler arasında durak olursa, kurala uygun olsa da ulama yapılmaz.

Yazı Dilinde  Konuşma dilinde

İstiyorum, onu göreceğim  İstiyorum, onu göreceğim

Koşuştururken, okulu unuttu  Koşuştururken, okulu unuttu.

5:Bazı durumlarda İki ayrı kelimenin tek heceli olan ilkinde bir ünlü düşer ve iki kelime birleşir.   25

Yazı Dilinde  Konuşma dilinde

Ne i--çin  Ni-çin

Ne a--sıl  Na-sıl

Ne ol--du  Nol-du

ALIŞTIRMA: ULAMA

1.Aşağıdaki şiirde ulama noktaları altları çizilmek suretiyle gösterilmiştir. Önce bu işaretlerin hangi ulama kuralından

kaynaklandığı üzerinde çalışınız. Ardından bu işaretlere dikkat ederek metni gerekli ulamaları yaparak okuyunuz. 

DARACIK MENZİLİMDE BİR AĞACIM VARDI

1) 

Daracık bir menzil burası, 

Bir avuç kadar dar

Ağaç ol, konuşurum, duy beni yeter

Ayrı dünyamızda olsun, duyarım seni

Yürek olsun sende, sevgi olsun

Olsun, yeşillik yeşersin yerinde

Sen şen ol ağacım, tüm dünya kadar

2) 

El pençeyim, mahzunum bugün

Bekleşen ruhlarımızda dolaşan asırların Rüzgarında

Dans ederken engin eğlencelerinde sen

Mahsunum, dostsuzum, yalnızım

Evladım bile unuttu beni, dağlarım unuttu

Kokularını paylaştığım çiçekler şimdi

Ve varlığımı paylaştığım fani “sevdiğim”

Şimdi senin göğsünde şenliği hayatın

Bağrındaki kuşlardan biri de ben değilim

3)

Benim selvimi özlüyorum şimdi 

Başımı okşayan bir şefkat eli vardı

Dünyayı görürken gözlerim

Göğsünün sıcaklığında kaybettiğim

Şimdi başım senin kollarında selvim

Senin dallarında ellerim 

4)

Saçlar yemyeşil de olurmuş

Çiçeğe dönermiş dudaklar

Emanet bedenimi özlüyorum şimdi

Bahçendeki çiçeklerde kendimi arıyorum

Yaprak yaprak inleyişlerini duyuyorum

Bir zikir günü ki bugün gecemi kaplar

Fani ağacım başucumda, sevdiğim ağacım 

Bugünkü günüm bir gün senin de gecene dolar

Sendeki emaneti de teslim alır toprağın

5)

Bir gün seninle de kavuşacağız

Kana yaprak kemiğe odun

Bedenimiz eriyip gitmiş olacak

İkimizin ağacı doğacak yeniden

Çürümezse benim bir mezar başlığım

Senden bir kaç odun parçası

Ve benden bir kaç kemik kalacak

Ve eğer senin de bir ruhun olursa

Bahçemiz ikimizin olacak

6)

Şimdi Baki’yi özlüyoruz birlikte

Fenadan bekaya seyahatin hayalleri

Bu bir avuç, bu daracık menzilde

Tek tesellimiz bizim şimdi

Muhammed Bozdağ

2. Aşağıdaki metinde ulama noktalarını tespit ederek çiziniz. Ardından ulamalara dikkat ederek okuyunuz:

KALIPLAR

İnsanlar kendilerine kişilikleri için çizdikleri zihinsel kalıpların dışına çıkamazlar. Bizler çözümü defalarca

duyduğumuz halde kendimizi oturttuğumuz dar çerçeveden çıkış için gayret göstermeyen garip insanlarız.

Hayatın bazı insanlara “tesadüfen başarma, yükselme, zengin olma vs.” Şansı tanıdığını zannedenimiz

çoktur. Bir çoğumuz müzisyenlerin, yazarların, şairlerin, para babalarının bu işi anne karnında kendilerine

verilen kabiliyetlerle gerçekleştirdiklerini sanırız. Bu inanca göre bazılarının ne maharetli anneleri varmış. Bu

yanlış zanları kabul etmeyen bir çok insan bile farkında olmadan aynı kalıplarla kendisini kilitlemiştir.

En meşhur zenginlerin bir zamanlar simit sattıklarını, ayakkabı boyacılığı bile yaptıklarını öğrenince şaşırırız.

Bir çok yazarın vaktiyle kalemi bile tutamamalarına inanamayız. Neden bazı insanlar bazıları arasında

sıyrılıverir veya “sivriliverirler.”   26

Adaletli ve şefkatli Yaratıcı, Normal şartlar altında doğan her insanı her türlü başarıya ulaşabilmelerine

imkan tanıyan bir potansiyelle dünyaya göndermiştir. Ancak dünyaya geldikten sonra sınırlılıklar başlatılır.

Anne-babası veya çevresi tarafından aşağılanan bir çocuk etrafında kalıplar başlamıştır. Daha sonra insan

“var olduğunu” hissettirmek amacıyla çırpınmaya başlar. Bakkaldan getirilen bir ekmek, ilk karne notları,

takdim edilen bir çiçek, içinde bu amacı gizli tutar.

Oysa bazı insanlar “bu olmamış”, “sen bunu başaramazsın” demekten çekinmezler. Bizler de çoğu zaman

sözleriyle cinayet işleyen, kabiliyetleri körelten; başarısızlık, çekingenlik, korkaklık imajı oluşturan

insanlardanız ne yazık ki... Yas tutmayı sevdiğimiz kadar, eleştirmeyi, olumsuzlukları ileri sürerek karanlık

bir zihinsel tablo oluşturmayı seviyoruz.

Merhum Z. Gündüzalp’in “İnsan ne düşünüyorsa odur.” Dediğini çok duyduk. Anthony Robbins Sınırsız Güç

kitabında insanların hayal kurarken ve düşünürken kullandıkları “olumsuzluk” imajlarını en kötü engel

olarak görür.

Her büyük başarı bazen yüzlerce başarısızlığın arkasında parıldar. Oysa eski bir Rus imparatoru “Yenile

yenile yenmeyi öğrendiğini “ söyler. İnsan her teşebbüsünde hedefine ulaşamadığında bunu başarısızlık

olarak görürse bulunduğu noktada çakılır.
 

Yeni Canteenciler