|
ÛSS'ye HazırUnmanın AkU Zarar Teknikleri ders çalış. Sakın gaza gelip abartıp da 20 dakika çalışma. Bütün emek boşa gider. Çok ciddiyim. Ne dedinse onu yapacaksın. 15. dakikalık çalışma süren biter bitmez bırak kağıdı kalemi. Eğer bu iş seni sardıysa, yani çalışma fikri hoşuna gittiyse, ertesi gün için programına 10 dakika daha ilave yapabilirsin; ama programda yazılanın dışına çıkman bir planlama hatası olur, bunu sakın yapma... Sıkı DLr Neyse, yukarıda belirtildiği gibi bir dönüştürme operasyonu yapmayı başarabilirsen, o 15 dakikalar yavaş yavaş 30, 50, 70 dakikalara çıkacaktır ve yeni programın aşağıdaki gibi şekillenecektir: Ekstra Güç: Hayalindeki programı uygulamayı başardığın için, içinde tarifi imkansız bir coşku oluşacak ve hatta hücrelerin yenilenecektir... Şaka yapmıyorum, istediğin programı gerçekleştirdiğinde, eğer enerjin yükselmezse ve yaptıklarından çok daha büyük keyif almazsan, ben hiçbir şey bilmiyormuşum demektir. Valla©. 149
Yerim Seni ÖSS Ortaya Çıkan Muhteşem Provam
Saat Yapılması İstenilen Yeni Eylem 07:00 Zevkle uyan. 07:00 - 08 00 Ders çalışma zevki. 08:00 - 08 30 Neşe ile kahvaltı yap. 08:30 - 09 00 Yepyeni şeyler öğrenmek için okula git. 09:00 - 15 00 Dersi öğrenmek için pür dikkat dinle. 15:00 - 15 30 Devrim yapmak için eve gel. 15:30 - 16 00 Büyük adamı yemeğe götür. 16:00 - 24:00 Kendi elinde bulunan geleceğini şekillendirmek ve hayallerini gerçekleştirmek için ders çalış. 24:00 Yarın muhteşem şeyler yapmak için yatağına gir ve mışıl mışıl uyu Not: Bu uygulamayı birçok dershanede yaptım. Her seferinde ben ve öğrencilerim sonuçlar karşısında küçük dilimizi yuttuk. Hatta eğer bir gün bir yerlerde bu eğitimi canlı olarak benden alan birilerine rastlarsan 'Aaa' dedirt, göreceksin ki küçük dil yok©! Dipnot: Daha çok üniversitelerde rastlarsın bunlara; çünkü küçük dilini yutan üniversiteyi kazanmış oluyor, ayıptır hava atması©... En Dipnot: Yukarıdaki bahse konu olan program, sadece 'üzerinde konuşalım' diye uydurduğum herhangi bir programdır. Yani tavsiye ettiğim bir program falan değildir. Zaten ben hiç kimseye program tavsiye etmem; edenleri de ciddiye almam, sen de alma! Kendi kafana göre bir program yap önce ve sonra bu programı anlattığım şekilde ıslah et! 150 ÖSS'ye Hazırlanmanın Akla Zarar Teknikleri Kahvaltı Sendromu 'Kahvaltı yapmaktan nefret ediyorum!... Sabah sabah midem bulanıyor!... Evde kahvaltı yapamıyorum!...' şeklinde cümleler kuran öğrencilerim oldu benim. Bu aynı öğrencilerimin evden çıkıp okula ya da dershaneye gittiklerinde, çoğu zaman beter bir şekilde tost kokan o kantinde her ne hikmetse iştahları açılıyordu ve kantini kurutuyorlardı©. Sen de eğer kahvaltı yapma özürlüysen, 1. Sabahleyin uyanır uyanmaz, git fırından bir ekmek al ve geri dön. O ekmeği yemek için aldığını düşünerek gitme fırına; ama dönünce ilginç bir şey olacak ve sen o ekmeği yiyeceksin. Kantinde iştahının açılmasının sebebi, evden çıkıp hareket etmiş olmandır. Fırına gidip dönmen bu hareketi sağlayacak ve bir de ekstradan hava almış olacaksın. 2. Kahvaltı yapmak yerine çorba içmeyi daha mantıklı buluyorsan, sakın çorbayı tabaktan kaşıkla yiyerek çorbanın ahlakını bozma. Bir su bardağının içine sıcak çorba koy ve iç o çorbayı. Eğer fazla gelecekse. 151
içebileceğin kadar çorba koy bardağa ve tamamını iç. Asla hiçbir işi yarım yapma! Ya tam yap ya da hiç yapma. Daima sınırlarını bilerek yaşa! Ben de eskiden kahvaltı yapamıyordum... Bir gün fark ettiğimde şok olmuştum. Meğer ben uyanıp kahvaltı yapmadığım her sabah 'Dünyanın En Akıllı İn-sanı'nın sağlığıyla oynuyormuşum. O gün anladım, meğer her sabah kahvaltı etmesi gereken ben değil-mişim... 'Dünyanın En Akıllı İnsanı'nın yardımcısı olan, onu geleceğe taşıyan kişiymiş kahvaltı yapması gereken. O günden sonra kahvaltı yapmamayı, geleceğe ihanet olarak algılamaya başladım. Şimdi her sabah uyandığımda ki genelde güneş doğmadan uyanıyorum 'Dünyanın En Akıllı İnsam'yla kahvaltıya gider gibi oturuyorum sofraya ve çok centilmen kendisi, sağ olsun her sabah o ısmarlıyor bana kahvaltıyı©. Bakalım yarın sabah sana kim kahvaltı ısmarlayacak? Eğer ısmarlayacak birini bulamazsan, uyu, benim yalnız kardeşim©... 152
ÖSS'ye Hazırlanman in Akla Zarar Teknikleri Anlatarak Çalış Bir dersi anlamanın en iyi yolu okumak falan değildir, 'anlatmak'tır. Bu asla 'Okumak faydasızdır.' gibi bir anlama gelmez. İnsan bir dersi okurken ya da dinlerken öncelikle konuya aşina olur. Anlatırken de öğrenir. Anlatmadan öğrenilen hiçbir bilgi kalıcı olamaz. Nitekim öğretmenler mezun olduklarında çok şey bilmezler, anlatırken öğrenirler. Ve yine doktorlar da tıp fakültesinden mezun olduklarında çok şey bilmez, ameliyatlarda ve muayenelerde öğrenirler... O halde, konuyla ilgili uygulama yapmak, en iyi öğrenme metodudur. Diyelim ki sen 'İntegral' konusunda zayıfsın; ama arkadaşın Mehmet çok iyi. Buna karşılık senin de 'Logaritma' bilgin Mehmet'e göre daha iyi. Bu durumda senin 'İntegral' öğrenmen gerekiyor, Mehmet'in de logaritma... Aranızda anlaşın ve bir tarih belirleyin! Mesela 3 gün sonra sen, Mehmet'e 'İntegral' anlatmak için zaman iste. Çok ciddiyim ve ne söylediğimi biliyorum. Bildiğin bütün klasik çalışma formüllerini unut! Bilmediğin konuyu anlatacaksın Mehmet'e, bildiğin konuyu değil. 1-53
3 gün boyunca her gün gerektiği kadar 'İntegral' çalış ve 3.günün sonunda sakin bir yerde otur, Mehmet'e en iyi bildiği 'İntegral' konusunu öğretiyormuşsun gibi anlat. Sen anlatırken Mehmet sana eksiklerini söyleyecek, sen de anlattıkça hayret verici bir şekilde öğrendiğini fark edeceksin. Sonra Mehmet sana 'Logaritma' anlatsın. Bu arada Mehmet'i dinlerken onun hatalarını ara. Böylece hem bilgilerini tazelemiş, hem de etkili bir tekrar yapmış olursun. Sana bir şey söyleyeyim mi? Sadece şu teknikle bile ÖSS'yi ezer geçersin. Annene 'tarih' anlat mesela. Babana 'coğrafya'. Amcana 'fizik', dayına 'Kimya' anlat; ama öyle bir anlat ki heyecanlansınlar, heyecanla dinlesinler. Bu, senin anlamanı kolaylaştırır. Eğer annen. - Oğlum bana ne Malazgirt Savaşı'ndan... derse, - Olur mu anne, Türklerin Anadolu'ya girdiği savaş bu, bilmen lazım... de ve hızını kesmeden heyecanlı bir şekilde anlat- ÖSS'ye Hazırlanmanın Akla Zarar Teknikleri dinleyen kişi zevk alır ve seni öğrenme isteğiyle dinlerse yüksek dozda pozitif bir enerji yayar, bu da senin öğrenme katsayını olumlu yönde etkiler.
Hiçbir zaman aklından çıkarma! Sen bu dersleri ÖSS'yi geçmek için çalışmıyorsun. Bugün öğrendiklerini hayatın boyunca kullanmak zorunda olduğun bilinciyle çalışıyorsun. Yıllar sonra hayalindeki o zirveye ulaştığında birisi sana yaklaşıp, - Endoplazmik Retikulum dediğinde; sen, - Acaba ne demek istedi? diye kara kara düşünmemelisin ya da - Espri yapıyor galiba?! diyerek gülümsemek zorunda kalmamalı ve gülünç olmamalısın... Merak Et Bir dersi çalışırken kalıcı olmasının bir başka metodu da merak ederek öğrenmektir. Merak etmelisin. Diyelim ki hiç merak edesin yok! Sen sanki merak 155 Yerim Seni ÖSS ediyormuşsun gibi davran! Emin ol ki bu davranışın belli bir zaman sonra cidden meraka dönüşecektir. Mesela 'Neymiş şu permutasyon meselesi ya?' de ve bunun ne olduğunu, ne anlatıldığını merak ederek çalış. Dünyaya ismini altın harflerle kazıtıp gidenlerin ortak özelliğidir: 'IVIerak etmek.' Hayatın boyunca önüne geçilemez bir merak duygusu içerisinde olmalısın ve kendini buna daha öğrencilik yıllarındayken alıştırmalısın. Bugün bir konu öğrendinse ya da bir konu üzerinde sorular çözüyorsan, akşam yatmadan önce 15 - 20 dakika ansiklopedi karıştır ya da internetten şöyle bir göz gezdir bakalım, neymiş o işin aslı. Bu sana asla zaman kaybettirmez, merak etme, sen sadece merak et©. Kalem Arkası Ayrıntılar 05 Ekim 2006 - 20:36 Az önce öğrendim ve şok oldum. Hani bazı apartmanların önünde bulunan çöp konteynırlarında kilit oluyor ya, o kilit neden varmış biliyor musun? Başkası çöpünü atmasın diye©... insanlar artık çöplerini bile paylaşmıyorlar birbirleriyle. Vay bee... 156 ÖSS'ye HazırlarımaMrn Akla 2arar Teknikleri Soru Sor ^ Bir dersi dinlerken, sadece kuru kuruya öğrenmeye odaklanma. Soru sormaya da hazırlanan bir muhalif gibi dinle. Az sonra öyle bir soru sor ki zihinlerde o konuyla ilgili eksik olan hiçbir şey kalmasın. Soru sormak için dinlemek etkili bir öğrenme tekniği olmakla birlikte, aynı zamanda da bir nevi özgüven oluşturma yoludur. Soru Defteri Sanki ayrılmaz bir parçanmış gibi sürekli yanında taşı 'Soru defteri' adını verdiğin o küçük defteri. Ders çalışırken, otobüste giderken, ders dinlerken, kantinde çay içerken aklına takılan her ne varsa not alıp ilgili öğretmene hiç çekinmeden sor sorularını. Öğreninceye kadar sor! 'Bunu sorarsam komik olur muyum?' diye düşünme. Ayrıca şu sıralarda komik olman hiç de kötü bir şey değil. Sınav sonrası yarım puanla 'Boğaziçi' yerine 'İVlarmara'ya, çeyrek puanla 'Uludağ' yerine 157
Yerim Seni ÖSS 'Trakya'ya girebilirsin. Buna hakkın yok! Lütfen saçmalama ve öğrenmene bak, komik olma! Heyhaaat: Çoğu öğrenci anlamadığı konularla ilgili soru sormaya çekiniyor ve bunun doğal sonucu olarak da konuyu tam olarak öğrenemiyor. Sınav sonrası kendiyle hesaplaşırken, boş bırakılan her sorunun, ders dinlerken sorulması gereken bir soruyu sormamaktan kaynaklandığını belki de fark edemiyor; ama bu kesinlikle böyle, istersen dene. ilk deneme sınavında boş bıraktığın soruları tek tek incele, göreceksin ki boş bıraktığın her soru için kafanda cevap bekleyen bir soru var... Yazık! Kayıt Cihazı Küçük bir kayıt cihazı al. Bu cihaza tarih, coğrafya, felsefe gibi dersleri yükle. Bunun için ekstra zaman harcaman da gerekmiyor. Normalde ders çalışırken okuyorsun ya, biraz sesini yükselt ve okuduklarını bu cihaza kaydet! Yemek yerken tak kulaklığını ve dinle bu kayıtları... Bu vesileyle yemek yerken bile ders çalışmış olacaksın. Özel hayatın beni ilgilendirmiyor; ama bu metotla tuvalette bile ders çalışma fırsatı yakalayacağın konusunda garanti veriyorum sana. 158 ÖSS'ye Haiirlanmanjn Akla Zarar Teknikleri Sesi Kulağımdan Gitmiyor En sevdiğin şarkıyı dijşük bir sesle açıp üze-rine oku derslerini. Müziğin ritmine göre, sanki şarkı söyler gibi oku. Sonra bu kayıtları dinle. Bilhassa da uyurken dinle. Bu teknik, şarkı sözleriyle derslerinin arasında otomatik bir bağlantı kurmuş olacak. Alttan gelen müzik haliyle sağ beyninin açılmasını sağlayacak ve böylece sen zaten sol beyninle yaptığın ders çalışma eylemini iki beyninle kolektif olarak gerçekleştirmiş olacaksın. Şu anda en sevdiğin şarkıyı sadece düşünerek içinden mırıldanırsan, kafanın içinde dünyanın en gelişmiş orkestrasının mevcut olduğunu fark edersin. Gitar, bağlama, ney mey yüzlerce müzik aletine ilave edeceğin bir ses, beynin için asla ekstra bir külfet değildir. Gözlerini kapattığın anda o orkestra sana 'IVIondros Mütarekesi'nin tarihini de fısıldar, merak etme... Koptun di mi©? O halde bu metot, 'Ders çalışırken müzik dinlemeyin!' diyerek bu konuyla ilgili çözüm ürettiğini düşünen bir çok eğitimcinin tezini de çürütmüş oluyor... Ve sen, sıkıcı bir eylemi eğlenceye dönüştürecek, böylece ders 159
çalışırken müzik dinleme fırsatını da elde etmiş olacaksın. Uyarı: Bu teknik herkeste aynı etkiyi göstermeyebilir; ama kesinlikle denenmesinden yanayım. Tutarsa var yaa, yırttın demektir. Düşünsene, en sevdiğin şarkıcı sınavda sana kopya veriyor, büyük olay!... Ola ki olmadı, asla yavaşlama. Tüh, üf, püf etme. Hemen 'B pla-nı'nı uygula. O da olmazsa 'C planı' emrindedir. B planı: Müziksiz olarak, sevdiğin şarkıyı mırıldanır gibi oku, ilgili dersi. C planı: Çıplak sesle, birine anlatıyormuşsun gibi oku ve hiç tasalanma, bu üç planın da etkisi birbirine denktir. D planı: Eğer bunlardan hiçbiri sana uymazsa hemen keşfettiğin bir 'E planı' oluştur ve yoluna devam et. Post - İt Post - it diye adlandırılan küçük kağıtlara mihik ipuçlarını yaz ve hep cebinde taşı. Her fırsatta çıkar ve oku onları. Özellikle de sözel dersleri sembollerle resimleştir ve minik kağıtlara çiz. Hayal gücünü kullan, eğlenerek resimleştir, ilgili dersleri. Şimdi, 'İstanbul'un Fethi' dese birisi, hepimizin gözünün önüne 160 ûSS'yp Hazırlanmanın Akla Zarar Teknikleri
0 malum fetih tablosu ve atının üzerindeki Fatih gelir. Fetihle ilgili hiçbir şey bilmeyen biri dahi onu muhakkak hatırlar; çünkü o bir resimdir ve insan resimleri unutmaz. - İyi tamam da ben bununla falan savaşı nasıl resmedeceğim? diye sorup zaman kaybetme. Baktın ki bir konu var ve resmedilebiliyormuş, hiç düşünme, yap resmini, devam et. Baktın olmuyor, unut bu söylediğimi, bildiğin gibi çalış ve endişe etme. Öğrendin bile. Not: Burada yazılanların hepsini yapmak zorunda değilsin. Maksimumda yapabileceğini yap, gerisi dert değil. Formülün Formülü Bilhassa sayısal derslerde aklında tutman gereken formülleri uygun ebatlardaki kağıtlara yaz ve her zaman bakmak zorunda olduğun yerlere yapıştır. Mesela aynanın üstüne, buzdolabına, tavana, duvara, tuvalete... Bakmak zorunda olduğun her yere hatta kalemle 'ÖSS pantolonu'na bile yaz... Sınava girdiğinde ilginç bir şey olacak ve sen sadece formülü hatırlamayacaksın, o formülü evin hangi köşesine, hangi kalemle yazdığını bile hatırlayacaksın. ı6ı Yerim Seni OSS Kalem Arkası Ayrıntılar 12 Ekim 2006-05.29 Şu anda sana gerçekten özendim biliyor musun? Hem de tam şimdi özendim. Bana bunları anlatan kimse olmamıştı çünkü... Her Yarım Saatte Bir Ara Verme Bunu sakın yapma. Birçok eğitimci bir öğrencinin ders çalışırken her yarım saatte bir ara vermesi gerektiğini söyler. Hatta bunun, beynin dinlenmesi için bir mecburiyet olduğunda hemfikirdirler. Halbuki herkesin gözden kaçırdığı bir gerçek vardır ki evlere şenlik: 'Beyin asla yorulmaz!' Yani sen ne yaparsan yap beynini yorma şansın yok. Bu imkansız bir şey! Hiçbir şey, hiçbir zaman yoramaz senin beynini. Dolayısıyla bir öğrencinin çalışırken 'Beynim çok yoruldu!' diyerek çalışmaya ara vermesi, ürettiği binlerce mazeretin en komik olanıdır. Bu durumda her yarım saatte bir 10 dakika dinlenmek, her yarım saatte bir 10 dakikayı çöpe atmak demektir. Ancak tebdil-i mekanda ferahlık vardır, kabilinden bir uygulama olması açısından gerekli olduğunu düşündüğüm bir teknik olarak öncelikle yorulduğunu hissettiğinde ders ı62 OSS'ye Hazırlanmalım Akla Zarar Teknikleri değiştirmeni tavsiye ederim. Yani ara vermek yerine matematikten Türkçe'ye geçiş yap! Sayısal bir dersi çalışıyorsan sözele geç ya da tam tersi... Bu seni fazla fazla rahatlatır. Vücudunu Dinle Beyin yorulmaz; ama tabi ki göz yorulur, bel ağrır, eller ayaklar yorulabilir... Hile yapmadan vücudunu dinle, ders değiştirmen fayda etmiyor ve biyolojik saatin sana 'Ara verelim!' diyorsa hemen ara ver. Git hava al, kanepeye uzan, TV izle... Canın ne istiyorsa onu yap! Saatine bakarak değil, vücuduna bakarak belirle dinlenme saatlerini. Çalışmaya başladıktan 15 dakika sonra yorulmuşsan ve hile yapmadığına eminsen, bırak çalışmayı... Çalışmaya başladıktan 5 saat sonra bile halen yorulmadığını düşünüyorsan, aynen devam et. Ayrıntı: 18 saattir yazıyorum, henüz hiçbir yerim yorulmadı... '18 saat oldu' diye yatağa girip kendimi aldatamam©. 163 Yerim Seni ÖSS Yoklama: Ara verip dinlenirken kendini yokla! Eğer içinde, derinlerde bir yerlerde, kendine bile itiraf edemediğin bir suçluluk duygusu varsa, senin dinlenmeye ihtiyacın yoktur. İtiraf: Şimdi bu 'yoklama' başlığını atıp sonrada içeriğini yazdım ya, sanırım bu gereksiz bir yazı oldu; çünkü kendini ciddiye alan biri asla hile yapmaz! Kendini reddeden biri ise en büyük hileyi kendini yok sayarak yaptığı için, yoklama yapsa da ders çalışmayıp dinlendiği için vicdan azabı çekmez ya da suçluluk duygusuna kapılmaz... Bilmem anlatabildim mi©? Muhtemelen 10 dakika ara verme fikri daha cazip geldiği için ara vermeyi daha sıcak bulacaksın; ama bu, devekuşunun kafasını kuma gömmesi gibi açması bir saklanıştır ve hiçbir faydası yoktur bunun. Bu tamamıyla psikolojik bir etkidir. - Ha, tamam işte, madem ki psikolojik, o halde aramı veririm psikolojimi düzeltirim! diyebilirsin; ama şu dakikadan itibaren bunu yapman daha da anlamsız ve komik olur. Yani bunun psikolojik olduğunu da öğrendikten sonra halen her yarım saatte bir 10 dakika ara falan vermeye kalkman senin psikolojini de bozar. Biraz önce bilmeden hata yapıyordun, şimdi bilerek hata yapıyorsun. Gerçi beni 164 ÖSS'ye Hazırlanmanın Akla Zarar Teknikleri ilgilendirmez! Ben anlatır geçerim, sen istersen hep ara ver, bana ne? Uyarı: Zaman zaman belki bu tavrım seni rahatsız ediyor olabilir. 'Anlatır geçerim, bana ne...'gibi ifadelerime uyuz oluyor olabilirsin; ama inan bana, o da umurumda değil. Aslında sen hiç kimsenin umurunda değilsin. Kazansan da kendine kazanacaksın, kaybetsen de kendine... Ayrıca biraz derin düşünürsen seni yine en çok benim düşündüğümü anlarsın. Kendini Ödüllendir ve Cezalandır Çalışma programı yaptın ya hani, bu programa uydukça kendine birtakım ödüller ver. Dondurma ısmarla mesela, kendini sinemaya götür. En sevdiğin şey neyse onu bir başarının ucuna ekle. Mesela, - 200 tane matematik sorusu çözünce oraya gideceğim! de. Bu arada eğer 200 diyorsan, 200 olmalı. Yani '200 soru çözeceğimi' deyip aynı sürede 300 soru çözmen bir başarı değildir; çünkü bu aslında planlama hatası yaptığını gösteren ciddi bir veridir. 200 soru deyip 100 soru çözmen nasıl bir problemse, 200 soru deyip 300 soru çözmen de aynı şekilde bir 165 Yerim Seni ÖSS problemdir. Bu sebeple ne diyorsan onu yap! %10 yanılma payın olabilir; ama ondan fazlası planlama hatası olarak kabul edilecektir. Kısacası ne diyorsan onu yap! Fazla ya da eksik değil. Bu, aynı zamanda kendi sınırlarını keşfetmeni sağlayacak bir metottur da... Eğer bunu ciddiye alırsan hayatının sonuna kadar verdiğin sözlerde de problem yaşamazsın. Ne kadar farkındasın, bilmiyorum; ama sen şu anda ciddi ciddi geleceğe dokunuyorsun. Bunu daha önce de söylemiştim. Hatta dokunmakla da kalmıyorsun, gelecekteki o adam için bir de ahlak oluşturuyorsun. Ona, verdiği sözü tutmasını öğretiyorsun. Yüzyıllardır 'adam' denilen şeyin binlerce tarifi yapıldı; ama benim aklıma 'adam' denilince gelen tek tarif şudur: 'Verdiği sözü tutan, tutamayacağı söziJ vermeyen kişi...' insan kendine verdiği sözü tutmakta ^neltikle başarısız olur; çünkü kendine verdiği sözü tutmadığımda hesap vereceği kimse yoktur. 166 ÖSS'ye HaaırUnmanın Akla Zarar Teknikleri İnsan Kendine Verdiğ^i Sözü Nasıl Tutar Önce ilgili konuya ilişkin birtakım sözleri başkalarına vererek başla. Aklı başında olan ya da zihinsel bir takım arızaları olmayan her insan başkasına verdiği sözü tutar.' Mesela, - Arkadaşlar ben bugün akşama kadar şunları yapa cağım, eğer yapamazsam size yemek ısmarlayaca ğım... diyerek kendini mecbur et. Normal şartlarda bir öğrenci için bir grup öğrenciye yemek ısmarlamak sağlam bir külfettir. Ancak bu senin için bir külfet teşkil etmiyorsa uygun bir metot değildir. Şu halde senin canını yakacak başka vaatler bulman lazım ki sen kendini bilirsin. Sınırlarına göre, kendini bir şekilde köşeye sıkıştıracak sözler vermen lazım. Bu şekildeki bir tavır, seni verdiğin sözleri tutmaya mecbur eder. Birkaç mecburiyetten sonra ise bu iş senin hoşuna gideceği için verdiğin sözleri tutmaktan keyif alacak ve bu hazzı sürekli yaşamak için verdiğin bütün sözleri tutmaya başlayacaksın. Sonra düşüneceksin! - Ben neden başkalarına verdiğim sözleri tutuyorum da kendime verdiklerimi tutmuyorum? 167
Yerim Seni ÖSS İşte bu sorunun cevabı zoruna gidecek ve kendini ciddiye almadığını fark edeceksin. Canını yakacak bu bilgi senin... Kendini önemsemek adına, kendi kendine verdiğin sözleri de tutmaya başlayacak ve dolayısıyla ÖSS'ye hazırlanırken, farkında olmadan hayata da hazırlanmış olacaksın. Bırak O Kızı Bir dershanede 'Kashna Ateş' ismiyle ÖSS öğrencilerine yönelik yaptığım uzun bir motivasyon çalışmasının son günleriydi. Kantinde çocukların sorularını cevaplıyordum. Başım çok kalabalıktı. Dershanenin en sivri öğrencilerinden biri olan Evren yanıma yaklaştı, - Hocam benim bir kız arkadaşım var, inanın - ne yapacağımı bilemiyorum. Hep onu düşünüyorum. Bir türlü kendimi derse veremiyorum... Ne olur bana bir akıl verin?! dedi. Etrafım çok kalabalıktı... Cüneyt Arkın edasıyla, yüzümü bile dönmeden, - Bırak o kızı! diyerek başımdan savdım Evren'i. ı6B ÖSS'ye Hazırlanmanın Akla Zarar Teknikleri - Ciddi misiniz hocam, başka yolu yok mu bunun? diye sordu. - Hayır yok! Ya onu kazanacaksın ya da üniversiteyi! Tercih senin... dedim... Çaresiz bir yüz ifadesiyle, - Tamam hocam. dedi ve uzaklaştı Evren. İki gün sonra kantinde tek başıma oturuyordum. Evren geldi, masama oturdu. O an, aramızda ayaküstü geçen o sohbet geldi aklıma. - O gün başım çok kalabalıktı, sen gittikten - sonra düşündüm, sana 'Bırak o kızı!' derken - çok acımasız davranmışım... Aslında başka - bir yolu... diyerek yeni bir çözüm yolu sunmaya hazırlanırken. Evren sözümü kesti ve araya girdi: - Yok hocam yok, merak etmeyin... O iş tamam, biz ayrıldık!... dedi. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. İnan kahroldum. Evren de diğer öğrencilerim 169 Yerim Seni ÖSS gibi beni çok ciddiye almış ve söylediğimi aynen uygulamıştı. Açıklama: Bunu ukalalık yapmak için söylemiyorum... Seminerlerime katılan insanlarla aramda ciddi bir dostluk oluşuyor ve bana çok güveniyorlar... Dediklerimi hiç sektirmeden yapıyorlar. Bu gücümü o an fark etmiş ve zaman zaman yanlış kullandığımı anlamıştım. Kim bilir belki de Evren evlenecekti Hacer'le ve belki de en mutlu çift olacaklardı. Patavatsızlığımla bir şekilde engellemiş oldum onları ve benim buna hiç hakkım yoktu. Bilmeden haddimi aşmışım... Şimdi Evren'e söyleyemediğim ve halen düşündükçe canımı sıkan aşk problemini nasıl aşacağını anlatarak, huzura kavuşmak istiyorum. Orun Ufriına Kendine Söz Ver Eğer bir sevdiğin varsa ve sana bir şekilde ÖSS konusunda ayak bağı oluyorsa, onu görmeden duramı-yorsan, sürekli onu düşünüyorsan, ondan ayrılmak da canını yakıyorsa işte bu muhteşem bir fırsattır. Bakış açını değiştir, biraz da kafanı kullan ve onu bir engel olmaktan kurtar, hatta bir ÖSS dopingine dönüştür. Ona, 170 ÖSS'yeHazırUnmatiin AkU Zarar Teknikleri
- Yarın akşam seninle çay içmeye gideceğiz, diye söz ver. Sonra da dön ve - Eğer bugün 5 saat matematik çalışmazsam, yarın onu çaya götürmeyeceğim, ona hiçbir açıklama yapmadan sadece 'Çay iptal oldu!' deyip sinir bozucu, verdiği sözü tutmayan bir insan olarak kabalık yapacağım. diye onurunu tehdit eden bir söz de kendine ver. Eğer ondan ayrılmayı göze alabilecek kadar yürekli değilsen, sevdiğinin sırtından epey puan kazanacaksın demektir©. Deneme Sınavları Konuşuyor Deneme sınavından çıktıktan sonra, - Kaç net yapmışım? 30 matematik... Geçen sefer 27'ydi... İyi iyi... 3 tane fazla yapmışım, gelişme var... şeklinde bir değerlendirme yapmak ve sonra da bir sonraki deneme sınavında birkaç tane daha fazla net yapmaya odaklanmak ki bu, yüz binlerce öğrencinin yaptığı bir şeydir. Ve zaten bu şeydir yol alamamalarının da sebebi. Oysa deneme sınavları 171 Yerim Seni ÖSS konuşur. Yaklaşıp yakından bakarsanız bir bir nerede hata yaptığınızı söylerler; ama maalesef deneme sınavları, her ertede bas bas bağırmasına rağmen kimse dinlemez onları. Deneme sınavlarından sonra muhakkak dinle onları. Bak bakalım ne diyorlar?! 'Nerede hata yaptım?' diye sor denemelere. Onlar kesinlikle sana yol gösterecektir, merak etme. Hiçbir deneme sınavı 'Keyfin gelsin!' diye yalan söylemez. Seni acımasızca eleştirmekten de geri durmaz. ÖSS'ye göre daha edeplidirler üstelik; en azından milletin içinde konuşmazlar©. ÖSS'den çok önce defalarca uyarırlar seni. Eğer onları ciddiye alırsan, milletin içinde ÖSS tarafından azarlanmaktan da kurtulmuş olursun. O halde bırak netlerinle uğraşıp hava atmayı. Yaklaş denemenin kulağına ve gizlice sor: - Deneme deneme, söyle bana, ben nerelerde hata yapmışım? Duyduklarını analiz et. Hatalarının üstüne git ve onları tek tek bitir. Yoksa kısa bir zaman sonra büyük bir gürültü çıkacak bilesin. V2 ÖSS'ye Hazırlanmanın Akla Zarar Teknikleri Not: Deneme sınavının bir diğer adı da 'Yanlış Yapma Sınavıdır.' Yanlışlarından ders alabildiğin ve hatalarını tespit edip dikkat katsayını artırmaya devam ettiğin sürece yanlış yapmaktan asla korkma ve unutma: Denemelerin tek amacı büyük sınavda hata yapmana engel olmak için sana tüm hataları yaptırmaktır. 7-1-1 Sistemi Adil bulmadığım için ÖSYM'nin uydurduğu bu eleme sistemini beğenmiyorum. Başlarken bahsettiğim gibi, ilkokul birinci sınıf da dahil olmak üzere her yıl düzenlenecek olan ve üniversiteye kadar tam 11 sınavdan oluşan çok basamaklı bir sınavlar bütünü olmalıydı ÖSS; ama öyle olmadı. Peki ben şimdi sana kimsenin bilmediği bir sır vereyim mi? ÖSYM sesimizi duymuş ve bu sene ÖSS'nin formatını değiştirmeye karar vermiş, Necati söyledi©. Yeni sistemin adı 7+1 sistemi.' Bu sisteme göre, bir öğrenci değişik dershanelerde toplam 7 adet sınava girecek ve her sınavdan bir öncekine göre daha başarılı sonuç elde edecek. Daha sonra tüm öğrenciler haziran ayı içerisinde belirlenen o günde nihai bir sınava tabi tutulacak. Bu itibarla şu andan itibaren ÖSS süreci başlamış bulunuyor. Bu sisteme göre 173
Yerim Seri ÖSS Öğrenciler ilk 7 sınava her biri farklı olmak üzere 7 farklı dershanede girmek zorundadırlar. Öğrencinin genel motivasyonu ve ayarı bozulmasın diye bu sınavlar deneme sınavı adı altında yapılacaktır. Bu yedi sınavdan elde edilecek toplam değerin aritmetik ortalaması alınıp nihai sınavdan elde edilecek puanla toplanıp ikiye bölünmek suretiyle öğrencinin gerçek puanı hesaplanacaktır. Öğrenci hesaplanan puanına göre, kendi belirlemiş olduğu alternatifler de göz önüne alınarak ilgili fakülteye yerleştirilecektir. Bu durumda öğrenci kendi dershanesinde girdiği sınavları deneme sınavı kabul edecek, diğer dershanelerde girdiği 7 sınavı ise gerçekten basamaklı olarak gerçekleştirilen ÖSS kabul edecektir. Bunu Yap: Aslında sana bir şey söyleyeyim mi? Sadece gireceğin deneme sınavına değil; basit bir testi bile çözerken, ona ÖSS muamelesi yap! Sanki her şey o testten istenilen puanı almana bağlıymış gibi davran. Bunu başarabilirsen, sınava kadar binlerce test çözsen de sınava girdiğin gün sana sorduklarında 'Ben sadece bir tane test yaprağını çözdüm ve başardım!' diyecek, ondan önce yaptığın hiçbir şeyi hatırlamayacaksın. O halde, şu anda önünde duran o soru bile tek başına ÖSS'dir... V4
ÖSS'ye Hazırlanmanın Akla Zarar Teknikleri Necati'nin söylediğine göre, öğrenci bu sınavlara düzenli aralıklarla girmek zorundadır; ancak öğrenci bu yeni sistemi duyduğu andan itibaren sorumludur. Eğer öğrenci bu sistemi nihai sınava 7 ay kala duy-muşsa, her ay bir tane sınava girecek demektir. Diyelim ki iki ay kala duydu, heyecanlanması yersizdir; çünkü kaybettiği bir şey yoktur. İki ayı 7 eşit zaman dilimine bölüp sınavlara iştirak edebilir. Yasal masal uyarı: Yukarıda '7+1' diye geçen ve 'ÖSYM'nin yeni sistemidir!' diye vurgulanan sistemin, yürürlükte olması noktasında, gerçekle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Burada gerçek olan şey: Bu sistemi gerçek gibi kabul eden öğrencinin bu doğrultuda çalıştığında ÖSS'ye kadarki süreçte sınav kaygısından tamamen kurtulacağı gerçeğidir ki zaten bu da gerçek değil, bir oyundur©... uyurun Kuralı Her sınavdan bir öncekine göre daha fazla puan alacak ve 8. sınavda ise tavan yapacaksın, hepsi bu. Şimdi bırak bildiklerini, söylenilenleri unut... Gerçek sınava hazırlanır gibi hazırlan deneme sınavlarına. 175 Yerim Setli ÖSS Bu durumda şu anda sadece bir ayın kaldı ÖSS'ye. Sıkı çalış, sadece bir ay... Kaldı ki gerçekten ÖSS'ye bir ay kalınca çalışmaların tavan yapacak, bunu sen de biliyorsun. Kısaca girdiğin her deneme sınavını gerçek ÖSS kabul edeceksin ve her deneme sınavından sonra sana bir hak daha verildiğini düşüneceksin. Diyelim ki sınava reel olarak 6 ay var. Sen bunu asla altı ay gibi algılamayacaksın. Sanki 1 ay varmış gibi çalışacaksın... İnsan olduğun için, yapın ve yaradılışın gereği ertelemekten hoşlanıyorsun. - Daha altı ay var sınava, - Daha 2 yıl var, - Acelesi yok, - Daha erken, - Ohoo daha çok var... Belki birçok kere sen de bu tarz cümleler kurmuş-sundur. Bir moda gibi oldu ertelemek, teknolojiye bile bulaştı erteleme hastalığı... 176 ûSS'ye Hazırlanmalım Akla Zarar Teknikleri Hakikaten bir garip şu insanoğlu. O kadar garip ki güneşle beraber, nefes alan her canlı uyanır, sadece insan umursamadan uyumaya devam eder. Üstelik bütün canlıların içinde en büyük hayalleri insan kurar, en büyük sözleri insan verir... Sonra bu zaafını anlayınca tutar, uyanmak için bir çalar saat icat eder. Ancak sonra yine yenik düşer bu zaafına ve saat çalarken düğmesine basıp tekrar uyuma pozisyonuna dönebilir. Üstelik bundan aldığı keyfi ballandıra ballandıra anlatan o garip yaratık da yine insandır. Al işte, sana altın gibi bir fırsat, çalış kardeşim... Deli gibi çalış, sanki bir ay kalmış gibi çalış. Bunu yapabilirsin. Hiçbir engelin yok. Herkese haber ver. 'Benim ÖSS bu ay!' de ve deli gibi çalış. Dönüşü yokmuş gibi çalış. Hatırlatma: Eğer bu dediğimi yapabilirsen -ki isteyip de yapamayacağın hiçbir şey yok- bir defa herkesten farklı olacaksın, işte bir anda sıradanlıktan bile kurtuldun. Bunu elbette ki sıra dışı olmak için yapmıyorsun. Senin kısa vadeli amacın ÖSS; ancak bunu yaparsan şimdiden açık ara fark öne geçersin diğerlerinden ve bu tavrın ömrüne de yansır. Düşünsene, 1 yıl boyunca vı Yerim Seni ÖSS bilinen ve dayatılan hiçbir takvime uygun yaşamayacaksın. Senin kendine ait bir takvimin olacak. Bu bir nevi anarşizm falan değil, takvimler yanlış hazırlanmış, sen doğrusunu yapıyorsun, hepsi bu! Eğer bunu hakkıyla yaparsan, önümüzdeki yüzyıl boyunca bir uydu olarak yaşamaktan da kurtulursun. Bunu becerip dozunda abartırsan, mezun olup işe başladığın zaman da en aykırı fikirler yine senden çıkar. Eğer şimdi bir takvimin olursa, gelecekte teoremlerin olur. Hiç olmadığım kadar ciddiyim. Zaten kabaca dahinin tanımına bakarsak, 'Doğru kabul edilen yanlış takvimleri reddeden kişi.' anlamına gelir dahi. Sınava ikinci kez frenlerin daha rahat oldukları, iiçiincü kez frenlerin abi havasında takıldıkları, dördüncü kez girenlerin ise sorular dağıtılırken öğretmene yardım ettikleri, beşinci kez girenlerden bazılarının 'Sarmadıl' diyerek sınavı birinci saat bitmeden ÖSS konusunda tecrübe sahibi olmak, heyecanını yenmek, sınav günü rahat olmak için illa defalarca sınava girip kaybetmen gerekmiyor. Birkaç tane farklı dershanede deneme sınavına girmen, sınav kaygını aşman konusunda sana yetecektir. terk ettikleri bile gözlemlenmiştir. l/B ûSS'yp Hazırlatımanıı Akta Zarar Teknikleri Değişik iki dershanede sınava girmen, aynı dershanede 20 kere sınava girmenden daha etkilidir; çünkü her dershanenin kokusu, havası, duvar rengi farklı olacaktır. Ve sen ÖSS'ye kendi dershanende girmeyeceksin. Bu bakımdan ne kadar değişik mekanda sınav teneffüs edersen, o kadar yenileyeceksin kendini. Ve o kadar aşina olacaksın sınava... Not: Hep aynı dershanede sınava girmek çok da işine yaramaz: çünkü hep aynı şartlar, aynı arkadaşlar... Zaten onların yanında kaygılanmıyorsun ki sen! Kalem Arkası Ayrıntılar 14 Ekim 2006-02:42 Nasıl olmuşsa, masamın üstü savaş alanı gibi olmuş. Toplamaya karar verdim, tabii eğer becerebilirsem©. Masamın üzerinde duran bir dergi ilişti gözüme... Hani atmadan önce yine de bir bakarsın ya, içinde ne var diye... Dergiyi açar açmaz bir nokta gördüm. Nokta beni çok kötü çarptı, gecenin tam da bu saatinde... Derginin yanına küçük bir not yazdım: 'Önce o tuval boştu. Bir nokta koydu Da Vinci tuvale... Noktayı büyüttü, adına 'Mona Lisa' dedi, sonra da çekip gitti. Peki sen İliç 'Mona Lisa'ya bakarken o ilk noktayı gördün mü?' 179 Yerim Seni ÖSS Gerekeni yapmak için, gerekenin ne olduğunu bilmen gerekiyordu. Artık ne yapman gerektiğini, hatta nasıl yapman gerektiğini de biliyorsun! Geriye sadece bir eksiğin kaldı: dizlerinin titremesi... Bir çuval inciri berbat edebilecek o lanet korkundan ve dozunu aşan kaygından kurtulmalısın. Yoksa bu anlatılanların hiçbir manası kalmaz ve bütün emek boşa gider; ama tabii ki ben bu kadar emeğin boşa gitmesine izin veremezdim©. Bunun için muhteşem bir final hazırladım sana. Hadi göster kendini!...
Dördüncü Bölüm Vıızzzzt Pat! ÖSS'nin dizleri olsaydı,seni görünce titremesini ister miydin? ÖSS'nin nutku olsaydı,sen dokununca tutulmasını ister miydin? ÖSS'nin nefesi olsaydı, sen sınava girince kesilmesini ister miydin?.. l^eyse Uzatmaya gerek yok; ÖSS'nin dizleri var ve titriyor, nutku var ve tutuluyor, nefesi var ve kesiliyor!... Birazdan anlarsın!...
Sınav Kaygısı Bizi Bozar Kaygısız asla olmaz. Dozunda kaygı arzuyu gösterir. O konuyla ilgili isteği ortaya koyar. Dozunda kaygı azmi tetikler. Hedefine ulaşınca keyif almanı sağlar, mutlu olmana vesile olur. Gel gör ki her şey gibi bu 'Kaygı' denilen şeyin de fazlası bünyeyi yorar. İstenmeyen sonuçlara sebep olur. Elini ayağını birbirine dolar, önce düşlerini sonra dişlerini kırar... Tırnaklarını kemirir. Başını ağrıtır. Acı verir, bin bir kılığa girip canını yakar. O halde sınavla ilgili oluşan kaygını ya da heyecanını kontrol ederek bu durumdan bir avanta] sağla. - Çok korkuyorum, elim ayağım birbirine giriyor. Bil diklerimi de unutuyorum. • Peki bu şekilde bir kaygıyla ve heyecanla girdiğin tüm sınavları kaybedeceğini biliyor musun? - Evet; ama ne yapabilirim ki? • Heyecanlanma! - Yaa, demesi kolay... • E valla heyecanlan o zaman©. Evet söyleyeceğim şey bu kadar. O kadar aptalca bir kısır döngü ki bu, tarifi yok. Kazanmak istediğini 1B3 Yerim Seni ÖSS söyleyip, heyecanlanınca da kaybedeceğini bildiğin halde, sakin olmanın bir yolunu bulamıyorsan samimi değilsin. Peki neden bulamadığını biliyor musun? Çünkü sen ÖSS'yi bir dev zannediyorsun ve sen alışmışsın başkalarının ürettiği çözümleri tüketmeye. Bundan derhal kurtul. Bütün beklentilerini kes. Sana ne ben, ne de bir başkası yardım edebilir. Oyunun temel kurallarından biridir bu: 'Heyecanlanan kaybeder!' O zaman heyecanlanma, olsun bitsin. Derin bir nefes al ve düşün. Bu sınavı kaybetsen ne olur? Dünya yasa mı bürünür? Baban kızsa, annen bağırsa, hatta akrabaların senden utanç duysa kaç yazar?... Biliyor musun dostum, hiçbir şey olmaz! Hem de hiçbir şey... Kısa sürer o saman öfke, unutulur gider. Güneş yine açar ve birkaç dakika sonra her şey eski haline geri döner. Sen de sınavı unutur, yeni ve başka şeyler yaparsın; çünkü hayat olduğu gibi devam ediyor ve hayat için, üzerinde 'Kazanamadınız' yazan küçük bir kağıdın hiçbir değeri yoktur. 184 Vızzzzz Pat O arabayı almamız lazım Bir zamanlar 'Şans Kapıyı Çalınca' diye bir yarışma vardı, belki hatırlarsın. Rasgele bir eve giriyor ve evdekilere çok zor bir iş veriyorlardı. Ve bu iş için de belli bir süre tanıyorlardı. Eğer söz konusu işi başarıyla yaparlarsa bir ev ya da araba veriyorlardı ilgili aileye. Ben bu programı hiç kaçırmadan her hafta izliyordum ve her hafta insanın ne kadar güçlü bir yaratık olduğunu tekrar tekrar anlıyordum. Hele bir hafta, bir aileye bir basket topu ve bir pota verdiler. Dediler ki; '20 atış yapacaksın ve hepsi de sayı olacak! Bir hafta zamanın var ve süre başladı!' Bütün aile bu konuya konsantre olmuştu. Evin babası hayatı boyunca eline hiç basketbol topu almamış biriydi. Doğal olarak ilk gün attığı tüm toplar dışarı kaçtı. İkinci gün bazıları sayı oluyordu... - Hadi baba, o arabayı almalıyız... Bizim olmalı baba o ev, bizim olmalı. 185 Yerim Seni OSS - Arabayı alıp satar, borçlarımızı öderiz. Lütfen kocacım lütfen! Bu kadar büyük baskıların tam ortasında basketbol topunu kırmızı karpuz zanneden bu adam, programın çekildiği gün, yani 7 gün sonra 20 atıştan 20'sini de sayıya çevirdi. Bunu dünyanın en iyi basketbolcusu sayılan Kobe Bryant bile beceremezdi; ama adam yaptı işte. Neden yaptı biliyor musun? Kaygısını, heyecanını doping aracına çevirdiği için... Başka yolunun olmadığını ve ona hiç kimsenin yardım etmeyeceğini anladığı için başardı. Unutma 1 - Kaybedersen problem yok! 2 - Bu oyunda da yalnız olacaksın! 3 - Seni senden daha iyi kimse tanıyamaz!... Kaybedersen ucunda ölüm yok, sadece hedefinde bazı sapmalar ve gecikmeler meydana gelecek. Kazanırsan o gecikmelere engel olacaksın. Ve bu sınavı yalnız geçeceksin. Sana kimse yardım etmeyecek, ıB6
VîZZZZZ Patt hayattaki gibi. Yani oyunun bu kısmında da tıpkı he yerde olduğu gibi yapayalnızsın. Şimdi tut heyecanını kulağından ve onu 2030 yılının 'En'i olduğun zamana götür. Orası için heyecanlan, geç git buralardan. Hadi ayağa kalk ve yarını düşün. Öyle inan, öyle heyecanlan ki yarını düşününce dizlerin titresin ve şu anki heyecanın küçücük bir noktaya dönüşsün, zevk yap heyecanınla... Düşünebiliyor musun, biraz sonra bu imtihanı geçeceksin ve önünde hiçbir engel kalmayacak, zevke bak ve kudur. Kopar, bitir o işi. Benim böyle sinirli konuştuğuma da bakma, ben senin karnındaki o amansız ağrıyı çok iyi biliyorum ve her zaman senden yanayım. 12 yıl boyunca sana bu konuyla ilgili yapılan baskıların aynısını vaktiyle bana da yaptılar... - Aman kazan, kazanamazsan ölürsün. - Bizi rezil etme kızım! - Aman oğlum oku, bizim gibi olma! - Artık ekmek aslanın ağzında değil, midesinde... - Her yerde okul soruyorlar, üniversite mezunu olmayanlara iş yok! 18? Yerim Seni ÖSS 9 şeklinde yüz binlerce baskı unsuru oluşturuldu genç bünyelerde. Şimdi lütfen kurtul onlardan. Artık büyüdün. Seni kandırdılar ya, anlamıyor musun? Bu bir oyun ve eğer kendini fark edersen, en büyük oyuncu da sensin. Sev şu ÖSS'yi. Sevmesen de sev. Seviyormuşsun gibi yap! Haklısın, ben de sevmiyorum; ama sevmek zorundasın. Hatta öyle çok sev ki, - Bir an önce başlasa da şu sınavın zevkine var-sak! - Yerim seni ÖSS, ısırırım... falan diyerek sevgini ifade et. O halde sınavın geleceği güne kadar sabırsızlan ve 2030'a giden en kestirme yolun bu sınavdan geçtiğini asla aklından çıkarma. Yolun tam ortasında bir çukur var. Dikkatlice geçeceksin o çukurun yanından. Çukurla ilgili tüm teknik detayları bileceksin. Ona göre hazırlanacaksın, ona göre giyineceksin ve hata yapmaktan da korkmayacaksın. Gerekli bütün tedbirleri alacaksın. Kaygını, korkunu ve heyecanını lehine çeviremezsen çukura düşersin. Bu sebeple seni 188 Vızzzzz Pgt çukura düşmekle tehdit eden ne varsa hepsinden kurtulacaksın. Hemen şimdi! - E bu kadar kolay mı? diye düşünüyorsan söyleyeyim: Değil; çok daha kolay. İnanarak 'Kurtuldum!' demek kadar kolay... Berim ÖSS Maceram Tam iki ay vardı sınava. İkinci sefer girecektim ÖSS'ye. İşte o günlerden birinde dayımlar bize misafirliğe gelmişlerdi. Ben o esnada film izliyordum. Filmden sonra ders çalışacaktım©. Not: Bizim zamanımızda (Eski zaman adamıyız ya biz©.) ÖSS iki basamaklıydı. ÖSS ve ÖYS, ÖSS yeni bitmişti, ÖYS'ye de iki ay kalmıştı. - Sınava gireceksin oğlum, film izleyeceğine kalkıp ders çalışsana! diye söylenenlere -ki onlar genelde annem ve babamdır- - Biraz sabırlı olursanız anlarsınız ne yaptığımı! Her şeye karışıyorsunuz. Rehberlikçimiz böyle söyledi. 189 Yefîm Seni ÖSS 'En sevdiğiniz film oynarsa onu izleyin, aklınız kalmasın; ama film biter bitmez derse çökün!' dedi. Siz ondan iyi mi biliyorsunuz? diyerek kandırıyordum annemle babamı. Tabii çok sonra anladım, aslında sadece kendimi kandırdığımı ve çok sonra anladım, aldatan da kendini aldatıyor, kandıran da kendini kandırıyor. Hile yapan da sadece kendine ihanet ediyor... Neyse, film bitince dizi başlıyordu. Ben onu da izliyordum ve en sonunda da dayanamıyor, televizyonun başında uyuyordum. Sonra annem beni odama taşıyordu. İşte tam bu günlerde dayım içeri girdi... Gözlerimin içine bakarak hiç ummadığım ve unutamadığım o diyalogu başlattı; - Sen ne yaptın, daha kazanamadın mı üniversiteyi? dedi. Ben güldüm. Dayım ilkokul mezunu ya, kendimi bir şey zannederek güldüm: - Yaa dayı, daha sınav gelmedi ki. 2 ay var! dedim. - Yapma ya. Çok bilmiş böcek seni! Ulan adam aya gitmiş, hatta gelmiş; sen iki yıldır bir üniversiteyi kazanamıyorsun! Yazıklar olsun sana!... dedi, şakağmdaki o büyük damar mavi atarken... 190
Vızzzz Pat - Ya dayı sınavla ayın ne alakası var? dedim, hani her şeyi biliyorum ya... - Alakası yok geri zekalı. Aya çıkmak büyük iş, ÖSS iş bile sayılmaz... Senden aya çıkmanı isteyen yok. Altı üstü bir sınav ulan!... Neyse, enişte n'aber? dedi ve beni adam yerine koymadığı izlenimi vererek babamla sohbet etmeye başladı. Zoruma gitti, odama geçtim. Ahmet Kaya hayranıydım. Duvarlarımda onun posterleri vardı. Bir de MFÖ'nün posteri. Ve başka bir yığın poster moster. Duvarlarında bir ben yoktum bu odanın. Sınava iki ay vardı. Dayımın sözleri tıpkı filmlerdeki gibi yankılanıyordu kulaklarımda. - Adamlar aya çıktıtıtıtı... Sen bir sınavı kazanama- dındındm... Geri zekalı böcekcekcekcekcek... Evet, dayım haklıydı. Kendimden ilk defa bu kadar utanmıştım. O sinirle duvardaki posterleri yırtıp paramparça ettim. Gürültüye annem geldi: - Ne yapıyorsun? dedi. - Devrim yapıyorum, dedim. 191 Yerim Seni ÖSS - İyi, sessiz ol! dedi ve gitti. İspirtolu kalemler vardı dolabımda, onlarla odamın duvarlarında kendi efsanemi oluşturmak üzere harekete geçtim... - Bekle beni Boğaziçi. - Şampiyon benim! - 1990 ÖSS şampiyonu Erdal Demirkıran... şeklinde yazılar yazdım. Aslında vasat bir öğrenciydim. ÖSS'yi zar zor kazanmıştım. Girdiğim ÖYS denemelerinde ise kesin açıkta kalıyordum. Kimsenin umudu yoktu benden. İkinci sınav hakkımı da böylece kullanmış oluyordum ve babam sürekli 'Bu son şansın!' diyordu. O da haklıydı. Sonsuza kadar sınava giremezdim. Odamdaki masayı tam ortaya çektim. Üzerine bir sandalye koydum ve yatağımın tam üstüne gelen yere, yani uyanınca ilk göreceğim yere 'Günaydın şampiyon, Boğaziçi seni bel<liyor!' yazdım... O gece saat 03:00'e kadar odayı istediğim hale soktum. Ertesi gün 'Sahaflar Çarşısı'na gittim. Bulabildiğim tüm soru bankalarını aidim. Taşıyabileceğim 192
Vızzzzz Pat kadar sarı saman kağıt ve bir düzine tükenmez kalem aldım. Sebebini bilmiyorum; ama ben ezelden beri sarı saman kağıda tükenmezkalemle yazmaya bayılırım. Belki de 'Tükenmez!' dedikleri halde, onu tükenirken görmek keyif veriyordur bana. E, tabii kurşunkalemle beyaz kağıda yazmak da bambaşka bir eğlenceydi benim için©. Bu arada bir tane de ses kayıt cihazı alıp eve geldim. 2 ay zamanım vardı. Kendime sağlam bir program hazırlamak zorundaydım! Hazırladım. İşte benim '1990 Nisan 20 - Haziran 24 arası' gerçekleştirdiğim o muhteşem program.
Va/g^eçilmes lml<ansız Prog^ram Saat Eylem 06:00 - 12:00 12:00 - 06:00 Uyu. Ders çalış. İnanılması güç; ama ben tam iki ay boyunca bu programı hiç aksatmadan uyguladım. Günlük çalışma sürem 18 saatti... Daha sonra, ÖSS'ye hazırlanan öğrencilere yaptığım seminerlerimde, - Günde ortalama kaç saat çalışıyorsunuz? diye soruyordum, genel ortalama 4 saat civarında çıkıyordu. Şimdi hesap ediyorum 18 / 4 = 4,5, yani 193 Yerim Seni ÖSS tam 4,5 kat fazla çalışmışım diğerlerine göre. Bu durumda 2 Ay X 4,5= 9 Ay, yani onların 9 ayda,yaptıklarını ben sadece iki ayda yapmışım. Çok nadiren aksardı benim program. Yani sabah O&OO'da yatmam gerekirken, bazen 08:00'de yatardım. O zamanlar da kapıya bir yazı asardım. 'Anne beni saat 14:00'te uyandır!' diye. Bu tarz aksamaların dışında hiç aksatmadım programımı. Yemek yerken ses kaydedicisine çektiğim tarih, coğrafya vb. dersleri dinlerdim. Dakikam boşa gitmezdi. Genellikle yazarak çalışırdım. O sarı saman kağıtlara hiç acımazdım, kocaman kocaman yazardım ve kağıt dolunca buruşturup yatağımın kenarında bulunan çöp kutusuna fırlatırdım, basket niyetine. Neyse, ders bitince, önümdeki çalışma takvimiyle beraber çöp kutusunun yanına otururdum. Gerçi o, çöp kutusundan daha ziyade bir kağıt atık deposuna dönüşmüş olurdu. Tam anlayamadığım bir konu olduğunda -ki hep olurdu- o kağıtları tek tek açıp o anlayamadığım konuya ilişkin karalamaları arardım. Buluncaya kadar tombaladan taş çeker gibi çeker çeker arardım. İflahım kesilirdi buluncaya kadar. 194 V\zazz Pat Sonunda bulurdum... Bu arama sürecinde korkunç bir tekrar yapmış olurdum. Her uyandığımda, tavandaki 'Günaydın şampiyon!' yazısını okur, kendimi gaza getirir, öyle başlardım çalışmaya. Minibüse binip bir yerden bir yere giderken elimde minik post-itler olurdu hep. Onlardan başımı kaldırma şansım yoktu. Yemin etmiştim, ben bu sınavı kazanacak ve nedense kazandı belgesini dayımın önünde yırtacaktım, fotokopisini tabii ki©. Bu işi onur meselesi yapmıştım. O zamanlar 'Kelimelerin gücü'nü bilmememe rağmen ne yaptım biliyor musun, sınava gireceğim okul belli olunca gittim ve gizli gizli okulu sevdim. (Aramızda kalsın tabii, deli derler yoksa©!) - Vay bee, demek ki '2030 yılınm en büyük reklam-cısı'nı bu okul çıkaracak. dedim. O zamanlar reklamcı olma hayalim vardı. Her neyse, ölümüne çalışarak geçirdiğim bu iki ay bitti. 24 Haziran 1990 tarihinde, sınava bir şampiyon edasıyla girdim. Şampiyon olamadım; ama iki ay önce 195 Yerim Seni ÛSS rüyamda bile görme ihtimalimin olmadığı bir okulu, Marmara Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi İşletme bölümünü kazandım. Eee, iki ayda bir vasatı ancak bu kadar yüceltebilirdim. Şimdi düşünüyorum, eğer 6 ay zamanım olsaydı kesin şampiyondum. Büyük Randevu Sonuçlar açıklandı. Birkaç gün sonra dayımlar bize geldi. O gün büyük gündü. Kazandı belgesi henüz gelmemişti; ama sonuçlar gazetede yayınlanmıştı... - Ne yaptın okulu? - Kazandım dayı işte burada... dedim göğsümü gererek ve o baktıktan sonra yırttım gazeteyi! Bu tavrım karşısında dayım çok utandı ve sanırım kafası karıştığı için şöyle dedi: - Şu bacaksızın hareketlerine bakın hele, kazan mış... Çok iş olmuş! Ben o kadar çalışsam aya çı kardım... Dayıma kızdım o gün tekrar. Yeni bir karar verdim. Aya çıkacaktım ve dayıma el sallayarak uzay gemisini yakacaktım ayda©. 196 Vızzzzz Pat Yarın Sınav Varmış ûibi Davran Zaten Yarın Sınav Var Aslında bana 8 ay önce 'Yarın sınav varmış gibi çalış, çok çabuk geçiyor, inan hiçbir şey anlayamadan gelip geçiyor, bir de bakıyorsun ki yarın sınav var!' demişti birileri ve bildiğimiz şeyleri söylediği için ciddiye almamıştım... Yeri gelmişken ben de söyleyeyim de sen de beni ciddiye alma bakalım©: 'Yarm smav varmış gibi çalış, çok çabuk geçiyor...' Neyse, şimdi şaka bir yana, bugün tam o gündeyiz. 12 yıllık emeğini yarın ÖSS'de ortaya koyacaksın. Valla yaal... Not: Yemin ettim ya, inanarak ettim:.. Bu kitabı sınavdan 3 sene önce bile okusan emin ol ki yarın sınav var! inanmıyorsan, sınava bir gün kala beni düşün! 'O demişti ya, daha dün gibi hatırlıyorum. Çok çabui< geçti gerçel<ten, adam haklıymış!' diyeceksin... Ben de inanmamıştım... Ama hakikaten sınav yarınmış ve çalışacağım tek gün de bugünmüş... 197 Yerim Seni ÖSS Son Gece Bu gece herkes senin başına üşüşecek, • Aman oğlum heyecanlanma! • Bak, aman kaydırma cevapları. Bitersin! Ben kaydırmıştım, bak marangoz oldum sürünüyorum. • Sakin ol, korkma... • Son dakikaya kadar bekle. Herkes çıksın, sen en son çık... • Emin olmadan sakın işaretleme! • Erken yat, uykunu al! • Kahvaltını sağlam yap! • Kalemini silgini şimdiden cebine koy. • Nüfus cüzdanını unutma! • Su götürmeyi unutma! • Gel sen şu yatakta yat, daha rahat edersin! Bu ve buna benzer yüzlerce söz duyacaksın ÖSS arifesinde. Her kafadan ayrı bir ses çıkacak. Zaten ev kalabalıksa hepten yandın©. • Heyecanlanma, panik olma! falan diyenlere. 198 Vızzzzz Pat Ne bu heyecan böyle, bu kadar panik olmayın be kardeşim... diyerek 'Ti' yap. Yani boru sesi çıkart©. Gerçi ben denemiştim, borudan o ses çıkmıyordu; ama olsun, sen yine de yap©! • Gel burada yat! diyenleri, -Uykum yok, baskı yapmayın. Bunalıma girerim haa... diyerek tehdit et. • Cevapları kaydırma. diyenlere 'Galatasaray - Fenerbahçe Derbîsi'nin son üç dakikasında yaşananları anlat. Zaten sizin akrabalar da bizimkiler gibi futbolu duyunca konuyu kaydırırlar kesin©. Ya da gülümseyerek, Siz ne saçmalıyorsunuz Allah aşkına!... 1. sorunun cevabını neden 2. sorunun yerine yazayım ki? de de onların seni nasıl sevdiklerini bir daha gör. Anne bu yaa... Can yaa... Neyse bu kadar duygusallık yeter... Onlar muhtemelen konuşmaya devam ederler: • Ne bileyim ben, heyecandan olur belki yavrum, he yecanlanma, tamam mı evladım? TL9$ Yerim Seni ÖSS -Tamam anne, söz veriyorum heyecanlanmayacağım©! de ve annene bunun iyi bir fikir olduğunu ima eder şekilde bak. - İyi ki hatırlattın anne! der gibi bak yani. Böylece onlar da sana son katkılarını yaptıklarını düşünüp mutlu olsunlar. Asla kırma onları. Tutup da, - Rehberlikçi zaten her gün söylüyor aynı şeyleri, bı rakın yakamı yaa... diyerek onları azarlama, bunun kimseye ve hiçbir şeye faydası yok! Bu sadece suyun tadını kaçırır©. Uykun Yoksa Uyuma Normal olarak her akşam ne yapıyorsan yine onu yap. Her zaman kaçta yatıyorsan, yine o saatte yat. ÖSS'ye özel hiçbir şey yapma. Düne kadar özel olan her şeyi yaptın. Sadece ÖSS çalışmaların sırasında giydiğin elbiseni hazır et ve her gece hangi yatakta uyuyorsan, o yatağa yat! Diyelim ki uykun yok! Sakın kasılma! Vızzzzz Pat - Uyuyamıyorum, yarın ne yapacağım! diye endişelenme. Bir daha söylüyorum, sakın uykun olmadığı halde yatağa girmeye kalkma. İşte asıl bu yorar seni ve gerçekten sabahleyin uykusuz kalkarsın. Ben kendimden biliyorum©... Zor Gece ÖSS'yi kaybettiğim sene yani 89 yılında annem bana bir iyilik yapmıştı. Yeni çırptığı yün döşeği hazırlayıp odanın tam ortasına uzatmıştı. Döşeği görsen anında uykun gelir. Yani o kadar güzel kabarmış... Anneme göre ben normal olarak her zaman yere serip yattığım sünger yatakta değil de o döşekte yatarsam uykumu daha iyi alırmışım. Annemin bu iddiası, yün yatağın davetkar bakışlarıyla bir araya gelince uyku hormonlarım tavan yaptı. Bu arada annemin bir bildiği daha vardı, 'Erken yat oğlum ki uykunu alasın!' Aynen yaptım. 10 sularında kendimi yün döşeğin üstüne bıraktım... Gece saat 03:00'e kadar uyuyamadım. Birden kayboldu sanki melatonin, hormon mormon... Yerim Seni ÖSS Meğer bünyem bu kadar rahat bir yatağa alışık değilmiş. Kıvranıp durdum ve ancak saat 03:00'te anlayabildim yanlış yatakta yattığımı... Anlar anlamaz, yerimden fırladım ve en sinirli halimle döşeği kapıya fırlatıp eski süngeri yere serdim, kıvrıldım cefakar ve itilmiş süngerimin üstüne; ama bu sefer de sinirden ve nasıl böyle bir hata yaptığımı sorgulamaktan dolayı uyuyamadım. Saat 04:30 gibi uyudum, 08:00'de de kalktım. Sinirimden ağlayabilirdim; çünkü toplam uyuduğum süre 3,5 saatti ve ben uykumu alamamıştım. Aslında her gün 8 saat uyuyan biri, bir gün 3,5 saat uyuşa çok problem olmazdı. Zaten beni yoran da az uyumak değil, uyumak için çırpınmamdı. Ne yazık ki ben bunu bilmediğim için psikolojik bir yorgunluğun altında ezilmiştim. O halde yarın sınav varsa bugün tuhaflaşma, her zamanki gibi ol. Sinirini bozma, kimseyle polemiğe girme. 'Daha enerjik olayım!'diye yemediğin şeyleri yeme! İçmediğin şeyleri içme! Yatmadığın yerde yatıp da dertsiz başına dert açma! Artık ders de çalışma. Sal kendini, kurtul... Devamını Okumak İçin Tıkla
|