Anasayfa arrow Izmir Canteen arrow Yeteneklerinizi Keşfedin Fotoğrafçılık 2
Yeteneklerinizi Keşfedin Fotoğrafçılık 2 PDF Yazdır e-Posta
Yazan Administrator   
Cuma, 16 Mayıs 2008

DOĞRU IŞIK DUYARLILIĞI

 

Dijital makinenin ışık duyarlılığı,Seçenek listesi üzerinden ayarlanır.

Bir mağara içinde bulunan, siyah panter ailesininin fotoğrafını çekebilmek için diyafram ve enstantanenin sınırlarını zorlamak gerekir. Diyafram, mümkün olduğu kadar çok ışık girebilmesi için azami açıklığa getirilir. Obdüratör ise, mümkün olduğu kadar uzun süre açık durması gerekir. Bu çekim şartlarında titrememek gerekir veya bir sehpa kullanılır. Ancak destek olmasa bile, henüz bütün kozlarımızı oynamadık.

Fotoğrafın oluşması için önemli bir faktör daha vardır: Işık duyarlılığı. Ölçüm birimi olarak ISO kullanılır. Sıkça kullanılan bir standart ise ISO 100’dür; ancak bu, bizim örneğimizde yetersiz kalır. Seçenek listesini kullanarak, dijital makinemizin ışık duyarlılığını ISO 400 değerine yükseltip, pozlandırma alanımızı arttırabiliriz. Şimdi karşımıza çıkan soru şudur: Diyafram açıklığını mı küçültmeli yoksa enstantaneyi mi hızlandırmalı?

Böylece sallanma tehlikesini azaltabiliriz. Bu yöntem ile, alaca karanlıkta önümüzden geçen kişiyi gölge olarak değil, gördüğümüz gibi pozlandırabiliriz.

Bazı makinelerde ışık duyarlılığını arttırmak, büyük grenli görüntü parazitlenmesine yol açar. Tabiiki Süper CCD’li FinePix makineler hariç! Bu makinelerin kullandığı “Piksel veri birleşimi” teknolojisi, CCD’nin birbirine bağlı ve ışığa duyarlı 4 ünitesinin algıladığı bilgileri bir noktada (piksel) toplar. Böylece bir resim noktası, dört ayrı pikselden aydınlık bilgileri toplar. Bu yöntem ile 1600 ISO’ya kadar yükselebilen değerlere ulaşılmakta ve parazit filtreleme sistemi ile beraber hoş olmayan renkli noktaların süzülmesine katkıda bulunmakta.

 

Diğer ayarların aynı olmaları şartı ile,  ISO değerleri farklı etkiler yaparlar.

Film duyarlılığından söz edildiğinde, her zaman ISO, ASA ve DIN birimleri kastedilir. Bu, bazen karmaşıklığa yol açabilir. ISO, “uluslararası standartlar enstitüsü”nün kısaltılmış hâlidir. Bu kurum, dünyada üretilen bütün filmlerin, aynı adlandırmaya tâbi tutulmalarını sağlar. Türkiyede de bu standart kullanılmaktadır.

ASA “ABD standartlar kurumu”, DIN “Alman sanayi standartları” kurumlarının kısaltılmış şekilleridir.

 

FUJIFILM'DE BEYAZ DENGELEMESİ

 

Mükemmel beyaz dengelemesi sayesinde, doğal renkler

 

Güneş ışığı veya bir sokak lâmbasının altında gözümüz, bir dosya kağıdını beyaz olarak görür. Ancak bu algılamayı, beynimiz bize yansıtır. Gerçekte beyaz – durumuna göre – kahverengimsi olup, renklerin iyice kaymış hâlidir. Bir fotoğraf bunu ispat edebilir; makine aldatılmaz ve algıladığı ışığı, görüntüler. Böylece bir gelinlik, düğün salonunda turuncu veya neon ışık altında mavi olarak, görünebilir. Bunun nedeni suni ışığın, gün ışığı ile karşılaştırıldığında, renk yelpazesinin farklı bir alanını içermesidir. Örneğin neon, çok az kırmızı veya sarı bölümleri içerir; daha çok mavi/yeşil alanında bulunur

 

Fotoğrafçılık, bu sorun ile yakl. 130 yıldır savaşmakta. Eskiden bir filim sadece, ışığın mavi bölümlerini kavrıyordu ve renkli fotoğrafçılık, henüz, bahis konusu değildi. Spektral duyarlılık (renk ayırımı) keşif edildiğinde, ışığın bütün yelpazesini kullanmak mümkün oldu; ancak, bu sefer ışık tasarım sorunları başladı. Örneğin, S20 Pro gibi modern fotoğraf makinelerinde bu tür sorunlar, mazide kalmıştır.

 

Dijital öncesi çağlarda renk düzenlemesi, filimin kimyasal katmanları üzerinden veya filtreler sayesinde yapılırdı. Filtreler, dijital makine kullanıcıları için de ilginçtir; bunlardan son bölümde bahis edeceğiz. Şimdiki zamanda, FinePix makinenizdeki “Beyaz ayarı-white balance” sayesinde, bu ayar kolayca yapılır. Suni ışık 1, 2 veya 3 veya diğer ayarların doğru olduğunu anlamak için, ekrana bakmak yeterlidir.

 

FinePix S2 Pro veya FinePix S602 Zoom gibi makinelerde manüel beyaz dengelemesi zarif ve kesin bir şekilde işler ve bu işlev FinePix F700 gibi yeni modelleri de, zenginleştirir. Bunun için çekim ortamında bir dosya kağıdını çekmek, yani makineyi, bunun beyaz olduğuna koşullandırmak, yeterlidir. Diğer bütün renkler, belirlediğimiz bu standarta uyarlar yani doğal renklendirme oluşur. Bu yöntem ile, önceden yapılan bütün ayarlara nazaran, daha iyi neticeler alınır. Seçenek listesindeki - önceden belirlenmiş - en iyi ayar bile, belirli ışık ortamlarında yanlış neticeler verebilir.

 

Işığın yapısı hakkında bir ölçek olması için, “Renk ısısı” kavramı kullanılır. Gerçekten burada sıcak ve soğuk, baş roller oynarlar. Her zaman olduğu gibi bilimin, renk algılama gibi kişisel bir değeri ölçebilmesi için, sabit değerlere gereksinimi vardır

Bunun için platinden oluşan bir küre seçilmiştir; çünkü platin – düşünsel olarak – düşen bütün ışığı yutup, ısı’ya çevirir.

Başlangıçta küremiz buz gibidir, yani 0 derece Kelvin; hiç bir molekül kıpırdamaz. Küremiz, gittikçe artan ısıya tâbi tutulur ve ışık yansıtmaya başlar. Önce koyu kırmızı, sonra turuncu, sonra beyaz ve en son açık mavi olarak parlar. Bu basamakta 30000 derece Kelvin’e ulaşıyoruz ve küremiz yazın ortasındaki gök yüzü gibi mavi olarak parlıyor. Böylece, ısı miktarına göre değişen, kesin bir cetvel elde etmiş bulunuyoruz ve bu cetvel ile bütün renk ısısı değerlerini okuyabiliriz.; örneğin bir ampûl, bir kış sabahı veya mum ışığı ile aydınlatılmış bir salon.

 

Renk yelpazesini, nokta duyarlılık ile ötelemek.

Bir FinePix ile nasıl beyaz dengelemesi yapılacağını daha önce anlatmıştık. Ancak çekimden sonra da, kendi renginizde kavrulmanız mümkün. Zira, fotoğrafçının istediği ışık ortamı her zaman bulunmuyor. Çekimlere son bir cilâ vermek için, dijital bir karanlık odadan geçirmek gerekir. Dijital işlemlerde de, makinede yapılanın aynısı uygulanır; yani bir resim işlem yazılımında da, bir “beyaz nokta” sabitlenir ve diğer renkler buna göre yönlenir. FinePix S2’deki ham düzenlemeleri (RAW-format) kullandığınızda resimleri, zâten bilgi işlem yazılımında işlemeniz gerekir. Fotoğraf makinesinden gelen veriler bâkir ve değişmeden bilgisayara geldikleri için, renk ısısı CCD’nin algıladığı gibi aktarılmıştır.

Normal, JPEG veya TIFF düzenlemelerinde çekilen fotoğrafları “The Gimp” veya “Photoshop” gibi resim işlem yazılımlarına yükleyip, seçenek listesindeki “Renk değeri düzeltimi” işlevinde “beyaz nokta” belirleyiniz. Daha doğrusu, seçenek olarak beyaz, gri veya siyah nokta belirleyebilirsiniz. Bunun için, üstünde şırınga sembolü olan üç adet tuş vardır. Örneğin: birinci tuş ile damadın ceketi üstüne tıklayıp, siyahı belirleyebilirsiniz. Eğer bir renk alanının, % 50 gri renkten oluştuğunu bilirseniz, orta tuş ile tıklayıp, bir renk kayması oluşturabilirsiniz. Sağ tuş ise renklere, beyaz gelinliğe orantılı olarak kümeleşmelerini belirtir.

Geleneksel yöntemler ile ışık süzmek

FinePix S602 veya FinePix S304 gibi makinelerin önüne filtre takmak, çağdışı bir işlem gibi gelebilir. Ancak bu işlem, makinenin beyaz dengelemesini, mükemmel dengelenmiş bir gece çekimi veya romantik renklendirilmiş bir mum ışığı havası elde etmek için gerekli olan, küçük basamakları oluşturmaya yarar.

Renkli camlar kaba görünebilir, ancak bunlar renk yelpazesini çok genişletirler. Genel olarak bakıldığında, sayısız renklendirme- lerin arasından, makine ayarlarını hafifçe düzeltenleri seçmek, yeterli olur. Örneğin: bir Skylight-filtrenin verdiği hafif mavimsi bir gölgeleme, makinede bulunan “güneşli” ayarını biraz daha fazla maviye doğru iter.

 

Bir filtrenin renklendirmesi, öncelikle kendi renginin süzgeçten geçmesini sağlar. Yani fotoğrafımızda oluşan, kahverengimsi bir renk fazlalığını dengelemek için, mavimsi bir filtre kullanmak gerekir veya fazla soğuk neon ışığını, sarımsı bir filtre ile yumuşatabiliriz.

 

YAZILIM ARACILIĞI İLE SİYAH / BEYAZ RESİMLER

Geleneksel fotoğraf makinesi kullananlar, siyah/beyaz veya renkli film kullanacaklarına önceden karar vermeleri gerekir. Bu konuda dijital fotoğrafçıların işi çok kolaydır. Bazı dijital fotoğraf makinelerinde özel bir siyah/beyaz çekim işlevi vardır. Bu işlevde resimler, gri yelpazede çekilir. Ancak renk bilgilerini, dijital karanlık odada kaldırmak, bize hem daha kolay hem de daha akıllıca geliyor. Bilinçli olarak ve estetik açıdan güzel göründüğünde, siyah/beyaza karar vermek daha doğru olsa gerek. Özellikle, bir çok yazılımın sunduğu tasarım imkânlarını geleneksel fotoğrafçıların, rûyalarında bile zor görebildiği bir ortamda.

Fotoğrafın en kolay çevirimi, RGB-fotoğrafı gri yelpaze düzenlemesine dönüştürmektir. Bu yöntem, siyah/beyaz resimlere ulaşmak için en hızlı yöntem olmasına rağmen, müdahele imkânlarımız yoktur. Adobe Photoshop gibi yazılımların sunduğu bir işlev, çok daha kullanışlıdır. Buradaki “renk kanal karıştırıcı” işlevinde ayar kutusu vasıtası ile, gri yelpaze düzenlemesindeki fotoğraf için gerekli olan, kırmızı, yeşil ve mavi renk kanallarının aydınlık orantılarını belirleyebilirsiniz. Böylece çok yumuşak çeviriler elde edebilir veya sert kontrastlı resimler üretebilirsiniz.

Fazla zahmete girmek istemeyenler, internet’ten ücretsiz olarak indirilebilen “BWorks” yazılımı ile bir çok etkinlik yaratabilirler

 

Siyah/beyaza dönüşüm, mecburi olarak gri renklere boğulmak anlamına gelmez. Photoshop ve Bworks yazılımlarını kullanarak, fotoğrafınıza renklendirilmiş bir siyah/beyaz havası verip, yıllanmış fotoğraflara özgün olan sepya (bakırımsı) görüntüye büründürebilirsiniz. Yukardaki resimler bu imkânların bazılarını gösteriyor.

1.      Renkli, esas fotoğraf.

2.      Adobe Photoshop vasıtası ile basit bir gri yelpaze dönüşümünden sonra.

3.      “Renk kanal karıştırıcı” ile yumuşatılmış renk basamakları.

4.      “Renk doyumu” aracı ile fotoğraf, monokrom (tek renk) renklere dönüştürülür.

5.      BWorks yazılımı sepya etkinlik yapar, veya...

6.      kontrast zenginliği olan bir siyah/beyaz çizime dönüştürür.

SÜRPRİZ ETKİNLİKLER

Sıradan konuları, ilginç hâle getirmenin bir çok yöntemi vardır. Çekim açısı (perspektif) veya bilinçli pozlandırmanın yanısıra filtre ve ek merceklerin kullanımı da yaygındır. Görüneni değiştirmek için en özgün temsilciler geniş-açı, balık-gözü veya makro ek objektifleridir. Bunların haricinde, örn. UV ışığı engelleyen, belirli renkleri azaltan veya renk akışları işleyebilen filtreler kullanılır. Bu imkânları sıkça kullanan ilerlemiş fotoğrafçılar için bu tür, kıymetli ekipman yatırımları tavsiye edilir çünkü bu fotoğrafların kalitesinin yüksek olması arzu edilir. 

Çoğunlukla “normal” fotoğraflar çeken veya masraftan kaçınmak isteyen bir kullanıcı, bu tür ekipmanlar olmadan da, basit işlemler ile “profesyonel düzeyde” etkinlikler yaratabilir.  

Belirli etkinliklerle, sadece, konuların havasını belirginleştirmekle kalmayıp, izleyicide bazı duygu ve düşüncelerin uyanmasını sağlayabilirsiniz.

Çoğu zaman bir fotoğrafa bakılır, hangi konunun görüntülendiği algılanır ve bir kenara atılır; çünkü söz konusu olan, çabuk unutulan “normal” bir fotoğraftır.

 

Yumuşatılmış fotoğraflar

 

Kış manzaralarını, güzel portreleri veya bir bahçeyi yumuşak bir ışığa batırıp, hafif bulandırırsanız yani keskinliği azaltırsanız geleneksel “rûya etkisi” yaratmış olursunuz. Bu, en sık kullanılan fotoğraf tasarımlarının başında gelir ve meraklı amatörler için bir çok olanaklar içerir:  

Objektifin önünü ince örgülü bir çorap ile kapladığınızda, çektiğiniz resim yumuşar ve keskinliği azalır. Ayrıca, çorabın rengine göre, bir renklendirme oluşur. Yukardaki yaprak fotoğrafında, temiz ve şeffaf bir plastik parçası kullanıldı; tabiiki görsel parazitlerin oluşmaması için plastiğin yeteri kadar ince olmasına dikkat edildi. Plastik parça, hafif (üfleyerek) buharlandıktan sonra objektifin önüne tutuldu; bu sayede konu, biraz, sisin içinde kaldı. 

Bu tür etkinlikleri ek plastik veya cam parçaya (filtreye) sürülen vazelin, çok hafif püskürtülmüş su veya başka bulanık malzemeler ile de yapabilirsiniz. Üstelik bu etkinliği kısmi olarak da yapabilirsiniz; yani “ev yapımı” süzgeçler, gerçek filtrelerden daha kullanışlı olabiliyor.

 

Parlayan Işıklar

İkinci resim örneğimizde “yıldız etkinliği” hedeflendi; yani parlayan nesneler, yıldız şeklinde bir hâle oluşturur. Yukardaki noel ağacını çekmek için keskin bir bıçakla, yatay ve dikey, ince çiziklerin kazındığı bir cam kullanıldı. Işık, çiziklerde kırılarak belirli yönlere dağıtılır ve ek olarak, renk yelpazesinin bütün renklerine de bölünür. Bu deney, çeşitli şekillerde devam edebilir; daire şekilleri, çarpraz çizgiler veya kendi tasarımlarınız. Burada önemli olan fotoğrafın geniş bir kontrast içermesidir; en iyisi karanlık bir fon önünde parlayan konu. Kontrast ne kadar belirsiz olursa amaçlanan ışık etkinliği o kadar zayıf kalır. Bu tür etkinlikler daha çok gece veya karanlık mekân çekimleri için uygundur.

Çerçeve işlevinde şablonlar

 

Anlattığımız etkinler içinde yukardaki fotoğrafta görünen etkinlik, en kolay olanıdır. Fotoğrafçının bir parça koyu renk, ışık süzmeyen örneğe – en iyisi siyah karton – gereksinimi vardır. Karton istenilen şekilde kesilip, çekim esnasında objektifin önüne tutulur. Örnek fotoğrafımızda keskin olmayan kenarlar oluşmuş, yani bir dürbünün içinden alınmış bir görüntü süsü, başarı ile verilmiş. Bu yöntem ile, 100 sene önce de sevilen çerçeve şekilleri, güncel olabilir; oval çerçeveli portreler veya dikdörtgen şeklinde, izleyiciyi yönlendiren çerçeveler ilginçliğini korumaktadır. Biraz deneyim kazanmak bu işlemler için faydalıdır, çünkü sonradan fotoğrafta görünecek çerçevenin keskinliğine göre, kesim yapılması gerekir. Çerçeve, objektiften ne kadar uzak olursa o kadar netleşir ve tam tersine. Ne kadar yakın ve flu olursa, o kadar küçük olması gerekir aksi hâlde fotoğrafımızda görünmesi, zorlaşır.

Meraklı resim işlemciler bu etkinlikleri bilgisayar ortamında taklit edebilirler. Ancak, el emeği ile başarılı bir şekilde etkilendirilmiş bir fotoğrafın, azımsanmayacak derecede fotoğrafçılık sanatı ile yakınlığı vardır; dijital işlemler hakkında bu tespit, zordur. Aşırı zahmetli tasarımlar veya ayırımlar olmadığı sürece, el ile yapılan etkinlikler çok daha zevklidir. 

Hayâl gücünüze sınır koyulmaz ancak bir şeye çok dikkat etmeniz gerekir: FinePix makinenize! Objektif üzerinde bulunan çizikler veya vazelin izleri, her fotoğrafta hoş görünmeyebilir!!!

Tavsiye: Ek mercek olarak, CD kaplarının şeffaf tarafları çok uygundur. Bunlar, rahatsız edici görsel parazitler yapmayacak kadar ince olup kolaylıkla çizilmeleri mümkündür. Yani “parlayan ışık” etkinliği rahatlıkla yapılabilir.

AKILLICA IŞIKLANDIRMAK

Fotoğrafçı ışıksız kaldığında kendini, susuz kalmış balık gibi hisseder; güneş kayıp olduğunda flaş, bu boşluğu doldurmak zorundadır. Ancak flaş, sadece bir ilkyardım ışığı değildir.

FinePix makinelerin dahili flaşları, kırmızı-göz etkinliğinde veya gölgelenen bir yüzü aydınlatmada güzel çözümler sunarlar. Ancak makineye bağlanan bir ek flaş, bilinçli ışık kullanımını mümkün kılarak fotoğraf tasarımını özgürleştirir.

● Işık yönetimi artık, makineden çıkan düz ışığa bağımlı değildir.

● Flaş menzili katlanarak, artar. Bazı makinelerde dahili flaş ile beraber kullanılabilir.

● Portre çekimlerinde, dolaylı ışık ile ve gölgesiz pozlandırma yapılabilir.

● Bir ön flaş, kırmızı gözleri azaltır. Ek flaş ile bu olgu tamamen ortadan kalkar.

    Flaş – objektif arasındaki mesafe arttığı için, göz tabakasında bulunan damarlar

    ışığı direk olarak yansıtmazlar.

● Örneğin, kırmızımsı ampûller bulunan bir ortamda patlatılan flaş, genel ışığı maviye

    doğru kaydırır (flaş, gün ortası ışığının, ısı derecesine sahiptir). Böylece netice, 

    daha hesaplanır Hâle gelir.

FinePix makinelerde, ek flaşın doğru kullanımını aşağıda anlatacağız:

Her tarafından ışık fışkıran bir kaynak

Ek flaşı, değişik şekillerde makineye bağlayabilirsiniz. En kolay yöntem flaşı, flaş ayağına takmaktır (örn.: FinePix S7000 veya FinePix S20 PRO). Çekim seçenekleri listesinde “External Flash – On (harici flaş – açık)” açtığınızda sadece ek flaş devreye girer, dahili flaş kapalıdır.  

Ek flaşları, bağımlı (slave) flaş yöntemi ile, bütün FinePix makinelerde kullanmak mümkündür. Bu yöntemde flaş fiziksel temas ile değil, dahili flaş tarafından patlatılır. Makine gövdesindeki flaş patladığı anda, ışığa duyarlı bir hücre (fotosel) ile donanmış olan ek flaş, devreye girmesi için ötelenir. Böylece ek flaşı istediğimiz yerde ve pozisyonda, makine gövdesine bağımlı olmadan kullanabiliriz. Birisinin eline tutuşturabilir, kulisin aydınlanması için bir sehpanın üstüne koyabilir veya tavana bile asabiliriz.

Diğer bir seçenek olarak, bir flaş kızağı kullanabiliriz. Uzun kızak sayesinde fotoğrafçı, aydınlatma çapını arttırır ve çekim sahnesinin ışıklandırılması hakkında yaratıcılığını konuşturabilir. Burada da flaş, normalde, ışığa duyarlı hücre vasıtası ile patlatılır. Bu tür kullanımda (kırmızı göz önleyici) ön-flaşın devreye alınmaması gerekir, çünkü ön flaş patladığında, ek flaş da patlar ve esas çekim için hazır olmaz.

 

FinePix S3 PRO gibi üst-teknoloji cihazları flaşı, bir eşzaman (senkron) kablosu üzerinden veya flaş ayağına bağlanabilen bir ara kablo vasıtası ile de yönetebilirler.

Bu sâyede flaşı, bağımsızca yönlendirebiliriz; yani dahili flaş devre dışı bırakılır ve zorunlu öne yönlendirme ortadan kalkar. 

 

Hangi diyafram değeri doğrudur?

 

Otomatik işlev olmadığında, beyin ve el gücü devreye girerler. Rehber sayı vasıtası ile, konunun uzaklığını da hesaba katarak, doğru diyafram değerini hesaplayabiliriz. Bu “rehber sayı” değeri flaşın, ISO 100 duyarlılıkta bir film kullanıldığında, ne kadar ışık verdiğinin başarım göstergesidir. Yani rehber sayı ne kadar yüksek olursa, flaş menzili o kadar artar.

Diyafram değeri = Rehber sayısı : Mesafe

Konu ne kadar uzakta olursa, diyaframın o kadar açık olması gerekir.

Örn.: Rehber sayısı 34 olan bir flaşımız var ve konumuz 10m ilerde. Doğru diyafram değerimizin 3,4 olması gerekir.

Ancak flaşların çoğunun arkasında hazırlanmış diyafram cetvelleri vardır ve bizi sürekli hesap yapmaktan kurtarırlar. 

 

Eşzaman (senkron) ile doğru zamanlama

 

Başarılı flaş kullanımının sihirli kelimesi “eşzaman”dır. Bu süre içinde, flaş patladığında perdenin tamamen açılması gereklidir. Bunun mümkün olduğu en kısa süreyi, eşzaman (senkron) olarak adlandırıyoruz. Geleneksel işleyen akrabalarının aksine dijital makineler, çok hızlı enstantaneleri de eşzaman olarak kullanabilirler. Bu konuda sorunlar olması, obdüratörlerin yapısı ile ilişkilidir.

Normal bir SLR makineden söz edersek bunların perde obdüratörleri vardır; örneğin FinePix S1 ve S2 PRO. Bu obdüratör türü iki perdeye sahiptir. Deklanşöre basıldığında ilk perde açılır ve ışık girer, süre (enstantane) dolduğunda ikinci perde kapanır ve ışığın geçmesini engeller. Flaşın ışık vermesi, perdenin açık olduğu süre tamamlanmadan, biterse (eşzaman uyumsuzluğu) fotoğrafta dengesiz pozlandırmadan kaynaklanan şeritler oluşur. Enstantane (perdenin açıklık süresi) için bir alt sınır vardır. Normal bir makinede CCD, belirli bir süre sonra kapatılır; yani en kötü durumda flaş ışığı geç kalmış olur.

Geniş mekânlarda flaş kullanımı

Bazen, bütün konular objektife aynı mesafede olmazlar; bu durumda yukarda belirttiğimiz hesaplama öntemi doğru netice vermez. Düğün fotoğrafı için pozlandırmayı önde duran geline göre mi, ortada bulunan kayınvalideye göre mi yoksa masanın diğer ucunda oturan misafirlere göre mi ayarlamak gerekir?

Çözüm: Eşzaman uzatılarak, mevcut ışığı da kullanmak gerekir. Ön plan flaş ile aydınlatılırken arka planda var olan gün ışığı veya suni ışığın aydınlığı da, çekime dahil edilir. Normal hesaplanan enstantane süresinde bu ışık kaynakları ciddiye alınmaz, uzatılmış bir enstantane süresinde ise, hiç değilse kısmi olarak dahil edilir.

Birbiri ile dengelememiz gereken iki faktör var: Özgün diyafram ve enstantane değerleri ile gün ışığı ve flaş ışığı.

Fotoğrafımızı flaşsız çekseydik, büyük bir diyafram açıklığına ve uzun bir enstantaneye ihtiyacımız olurdu; çünkü ortamdaki doğal ışığı yansıtmak isterdik. Gerçekçi değerler olarak 2,8 diyafram ve ½  saniye enstantane kullanırdık; ancak  fotoğrafımız kesinlikle sallanmış olurdu. Doğru ayarlanmış bir otomatik flaş ile 5,6 diyafram ve 1/250 saniye enstantane değerlerinde çekim yapabiliriz; ancak mevcut ışık kaynaklarından hiçbir şekilde faydalanmamış olurduk.

 

Yapacağımız işlem şöyle: yukarda söz ettiğimiz enstantaneyi kullanıp filme, artık-ışığı yakalayabilmesi için, daha fazla zaman tanımak gerekir. Yani 5,6 diyafram ve 1/15 enstantane, gerçekçi değerler olabilir. Üstünde flaş patlayan gelin aydınlık ve keskin olur ve en uzakta oturan misafirler ise, o kadar karanlık görünmezler yani genel olarak aşırı ışık farkları, yumuşatılmış olur.

 

 

Yeni Canteenciler